• Masallar

    Kötü Kalpli Yaşlı Kadın ve Çocuklar

    Bir zamanlar bir yerde evde tek başına bir tane yaşlı kadın yaşarmış. Ama bu kadın huysuz,mutsuz ve çok kötü biriymiş. Bu yüzden herkese kötü davranırmış. yolda oynayan çocukları bile kovarmış. Bir gün yine bu çocuklar top oynuyorlarmış. Bu kadın bunu görünce hemen camı açarak: – Siz laftan anlamaz mısınız? Ne dedim size ben. Çocuklardan biri: – Sen hangi hakla bizi kovuyorsun? burası bananın yolumu. Burası devletin, yani herkesin yolu. isteyen oynar, isteyen yürür, koşar. Ya-şlı kadın: – Bak bak bak laflara bak. sen kim oluyorsun da bana cevap veriyor-sun. Çocuklar: – Eeee senle mi uğraşacaz? Gelin oynayalım. der. Yaşlı kadın: – Bunu siz istdediniz. der ve elinde sürahilye su getirir ve…

  • Anılar,  Hikayeler

    Canım Oğluma,Kızıma

    Benim yaşlandığımı düşündüğün gün Sabırlı ol lütfen ve beni anlamaya çalış… Yem.ek yerken üstümü kirletirsem üzerimi değiştirecek gücüm yoksa. Lütfen sabırlı ol. Benim sana bir şeyler öğretmek için seninle ilgilendiğim zamanları hatırla… Seninle konuşurken, sürekli aynı şeyleri 1000 kere tekrarlıyorsam… sözümü kesme beni dinle. Sen küçükken, uyuyana kadar sana aynı hikayeyi 1000 defa tekrar tekrar okumak zorunda kalıyordum. Banyo yapmak istemediğimde; Beni utandırma yada azarlama… Seni banyoya götürmek için icat ettiğim küçük yöntemlerimi ve oyunlarımı hatırla… Yeni teknolojiler karşındaki cahilliğimi görürsen… bana zaman tanı ve beni yüzünde alaycı bir gülümsemeyle izleme… Bazı zamanlarda unutkan olursam yahut konuşmalarımızda ipin ucunu kaçırırsam… lütfen hatırlamam için gerekli zamanı bana tanı… eğer hatırlayamazsam, sinirlenme……

  • Masallar

    Yaşlı çiftçi ve küçük kuş

    Evvel zaman içinde kalbur saman içinde şirin mi şirin bir çiftlikte ailesiyle birlikte yaşayan yaşlı bir çiftçi varmış. Çiftliğinde beş tane kocaman ineği varmış.Her sabah erkenden kalkar, inekleri sağar ve sütünü kasabaya götürüp satarmış. Bir sabah yine erkenden kalkıp, ahıra gitmiş. Ama gördükleri karşısında çok şaşırıp üzülmüş. Çünkü ineklerinin hepsi hastalanmışlar. Eğer bugün süt sağamaz ve satamazsam çocuklarıma yiyecek alamam diye düşünerek dalgın dalgın yürümeye başlamış. Yaşlı çiftçi birden acı dolu bir inlemeyle irkilmiş. Yerde yatan yaralı kuşu gördüğünde zavallı kuşa o kadar acımış ki hemen onu alıp eve dönmüş. Kuşun yaralı kanadını güzelce temizleyip sarmış. Ona bir parça ekmek yedirerek karnını doyurmuş. Yaşlı çiftçinin kendisine yardım etmesinden çok memnun…

  • Hikayeler

    Vefa

    Yaşlı bir adama sokakta yürürken bisikletli çarpmış ve hafif yaralanmış. Etrafta…kiler hastaneye götürmüşler. Hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemi?ler. Yaşlı adam huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini; söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar. “Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum; demiş. Hemşire “Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” deyince; Yaşlı adam üzgün bir ifade ile: “Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş. Hem?ireler hayretle: “Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar. Adam cevaplamış: “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum..”

  • Hikayeler

    Tat ve Tuz

    Hintli bir yaşlı usta, çırağının herşeyden sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “Acı” diye yanıt verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu: “Tadı nasıl?” “Ferahlatıcı” diye yanıt verdi genç çırak. “Tuzun tadını aldın mı?” diye soran…

  • Hikayeler

    Sabır

    80’ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı . Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sahbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti. O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümserek biraz baktıktan sonra oğluna sordu: “Bu ne oğlum?” Oğlu şaşkın, cevapladı: “o bir karga baba.” Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu: “Bu ne oğlum?” Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı: “Bab! a, o bir karga” Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu: “Bu ne?”…

  • Hikayeler

    Kelebekle Yaşlı Adam

    İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı, onunla tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır. Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebeğine hayran… bırakamaz bir türlü… Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar,çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz onu… Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır… Ama adam bilir ki; “Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir” …Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne,kırlarına, çiçeklerine doğru… Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz… Aklında adam,o çiçek senin bu çiçek…

  • Hikayeler

    Kefen

    Bir ihtiyar… Ömrünün son demlerini yaşamakta… Yolculukta…Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor… Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar… Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah’ın evinde. Allah’ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de açlıktan. Sabah namazına gelen aynı insanlar. Yabancıya karşı vazifelerini yapıyorlar. Yıkıyorlar, kefenliyorlar ve gömüyorlar. Gömüldüğünün gecesi gene sabah namazı. O da ne; Mihrapta bir kefen. Kefen. Bir kağıt. Kağıt boş değil. Bir yazı: – Biz size bir misafir gönderdik. Hem yorgundu. Hem de aç. Onu misafir etmediniz. Ne yedirdiniz ne de içirdiniz. Alın istemiyoruz. Kefeniniz…

  • Hikayeler

    Kaban

    Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait vitrine uzun uzun baktıktan sonra, sokakta oynayan çocukların en zayıfına dönerek: – Küçüüüük!… diye seslendi. Buraya gelir misin ? Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına rağmen koşarak geldi. 6-7 yaşlarındaydı ve üstündeki elbiseler, tek kelimeyle dökülüyordu. Yaşlı adam, çocuğun saçlarını okşadıktan sonra: – Vitrindeki elbiseyi giymeni istiyorum, dedi. Bakalım üzerine uyacak mı ? Çocuk, bu teklifi ilk önce şaka sandı. Ama adam, son derece ciddiydi. Onunla birlikte mağazaya girerken, ilk önce rüyada olup olmadığını, daha sonra da şimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediğini düşündü. Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya komşular tarafından verilen giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle birlikte…

  • Hikayeler

    Evliya

    Yaşlı adamın hastalığına çare bulunamayınca, kendisine evliya denilen birinin adresini vermişler. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan 6 – 7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu. Adam, o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken, aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski tişörtün üzerinde bir “E” harfi yazılıydı. Ve bu “E” mutlaka evilyanın “E” si olmalıydı… Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra; – “Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler,” dedi. “İyileşmem için bana dua eder misin?”…