• Hikayeler

    Vefa

    Yaşlı bir adama sokakta yürürken bisikletli çarpmış ve hafif yaralanmış. Etrafta…kiler hastaneye götürmüşler. Hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemi?ler. Yaşlı adam huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini; söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar. “Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum; demiş. Hemşire “Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” deyince; Yaşlı adam üzgün bir ifade ile: “Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş. Hem?ireler hayretle: “Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar. Adam cevaplamış: “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum..”

  • Hikayeler

    Pencere

    Bir hastanede ölümü bekleyen hastaların koğuşu, koğuşta bir oda, odada iki yatak, iki hasta. Birisi pencerenin önünde, öteki duvar dibinde. Yaşamlarının şu son döneminde sabahtan akşama pencereden bakıp, tüm gördüklerini duvar dibinde olduğundan hiçbir şey göremeyen arkadaşına aktarır. Bugün deniz dünden daha durgun. Rüzgar hafif olmalı… Beyaz yelkenliler belli belirsiz ilerliyor… Park henüz tenha… Salıncakların ikisi dolu, ikisi boş… Erguvanlar bugün çıldırmış, öyle bir çiçek açtı ki; etraf mordan gecilmiyor… Erikler desen gelinden farksız… Eyvah miniklerden biri düştü. Annesi yetişti bağrına basıyor çocuğu… Neyse çocuk sustu. Gülüyor şimdi… Her gün böyle sürüp gidiyor ve adam her gördüğünü anlatıyordu. Bir gün ansızın, müthiş bir kriz geçirir pencerenin yanındaki. Duvar dibindeki düğmeye…

  • Hikayeler

    Misketler

    Yaşlandıkça cumartesi sabahlarından daha fazla zevk alıyorum. Belki de bunun sebebi ilk uyanan kişi olmanın getirdiği sessiz yalnızlık ya da işte olmak zorunda olmamanın sağladığı sınırsız mutluluktur. Her iki durumda da, cumartesi sabahının ilk bir kaç saati en zevk aldığım anlardır. Birkaç hafta önce, bir elimde buharı tüten bir fincan kahve, diğer elimde gazete ile mutfağa doğru gidiyordum. Sıradan bir cumartesi sabahı ile başlayan gün, hayatın zaman zaman bize verdiği derslerden biri haline geldi. Size anlatayım. Cumartesi sabahları yayınlanan bir sohbet programını dinlemek için radyonun sesini açtım. Altın sesli yaşlı bir adamın konuştuğunu duydum. Tom adında biriyle “Bin Misket” hakkında konuşuyordu. Söylediklerini merakla dinlemeye başladım. “Tom, işinle çok meşgul gibi…

  • Hikayeler

    Kefen

    Bir ihtiyar… Ömrünün son demlerini yaşamakta… Yolculukta…Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor… Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar… Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah’ın evinde. Allah’ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de açlıktan. Sabah namazına gelen aynı insanlar. Yabancıya karşı vazifelerini yapıyorlar. Yıkıyorlar, kefenliyorlar ve gömüyorlar. Gömüldüğünün gecesi gene sabah namazı. O da ne; Mihrapta bir kefen. Kefen. Bir kağıt. Kağıt boş değil. Bir yazı: – Biz size bir misafir gönderdik. Hem yorgundu. Hem de aç. Onu misafir etmediniz. Ne yedirdiniz ne de içirdiniz. Alın istemiyoruz. Kefeniniz…

  • Şiirler

    Bir Gün Sabah Sabah

    Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni: Ki, sisler daha kalkmamıştır Haliç’ten. Vapur düdükleri ötmektedir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam.. Yolculuğum uzun sürmüş oldukça, Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş-on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden. Uyanıp uyanıp yine dalmışım. Biletim üçüncü mevki, Fakirlik hali. Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapanca’dan bir sepet elma almışım. Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafifden soğuk, Deniz katran ve balık kokulu. Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu. Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, “Kim o” dersin uykulu sesinle içerden.…