• Genel,  Yaşam

    Işıl ışıl karanlıkta uyutmayan masallar

    “CANAN’da masal uyutmaz, uyandırır,” demiş Süreyya Evren Art-ist yayınlarından çıkan CANAN kitabının ön sözünde. CANAN, delirmeye yüz tutmuş, patlamalarla, sokaklardaki aç mültecilerin içler acısı durumlarıyla, kayıplarla sınanan bu toplumun travmasını ince ince tüllere işlemiş bu sergide. Hem politik olanın hem de deliliğin birleştiği ülkenin masalını anlatmış.   “- Ya mesela, geçen gün bir mesaj atmış, bak, okusana şunu, şimdi bu ne demek? Noktalama işareti var, noktalama işaretleri varsa mesajda, kesin mesajı dikkat ederek yazıyor, senden hoşlanıyor demek! Ya geçen gün? Geçen gün yaptığını gördün değil mi Gizem? Ay, resmen geçerken gözü bu kıza takıldı, ben de gördüm kızlar… Arar mı sizce haftasonu? Bak şimdi, sen bence Perşembe akşam 7’ye kadar…

  • Masallar

    Ormandaki apartman

    Ormandaki hayvanlar sevinç içindeymiş. Çünkü ormanlarına apartman yapılacakmış! Yıllardır açık havada yaşayan hayvanlar, bu gelişmeye çok seviniyorlarmış. “Artık bizim de çok odalı, kocaman bir evimiz olacak. Kaloriferlerimiz yanacak. Elektriğimiz, suyumuz, belki telefonumuz bile olacak.” diyorlarmış. İnşaat çok geçmeden başlamış. Önce ormandaki ağaçlar kesilip düz bir alan elde edilmiş. Sonra her taraf kazılmaya başlanmış. Kazı işini çok iyi bilen tavşanlar, köstebekler ve yılanlar da kazıya yardımcı olmuşlar. Tuğlaların taşınmasına maymunlar yardım etmiş. Tuğlaların üst üste dizilip harçlanmasına ise zürafalar. Filler de binanın boyanmasında gönüllü olarak çalışmışlar. Boyayı hortumlarıyla püskürterek binanın çabucak tamamlanması için ellerinden geleni yapmışlar. Sonunda neşe ve yardımlaşma ile inşaat kısa zamanda bitivermiş. Artık yeşil ormanın yerinde kocaman modern…

  • Masallar

    Orman

    Ormandaki ağaçların ilk işi, sabah olunca birbirini selamlamaktı. Meşe ağacı, yanındaki çam ağacına dönerek: “Günaydın,” dedi. Çam ağacı:”Günaydın bu sabah hava çok serin. Güneş gelse de bizi ısıtsa biraz.” Diye cevap verdi. Kuşlar her sabah olduğu gibi, daldan dala uçuyolardı. Bir yandan karınlarını doyuruyor, bir yandan da sohbet ediyorlardı. “Güneş tepemize gelmeden bizi ısıtmaz. Biraz bekleyeceğiz.” Çam ağacı, üstünde gezinen sincapla selamlaştı. Bu sabah sincaplarda erkenciydi. Uzun kuyrukları ile ağaçların gövdelerine hızla tırmanıyorlardı. Ellerine geçirdikleri meyvelerle kahvaltı ediyorlardı. Ormanda gün böyle başlamıştı. Baba ayı ormandaki ufak mağarada yaşıyordu. Homurdanarak mağranın önüne çıktı ve ormanı selamladı. Peşi sıra yavru ayılar, dışarı çıktı. Her sabah olduğu gibi ağaçlara tırmandılar. Birbirleriyle saklambaç oynamaya…

  • Masallar

    Kralı istemeyen kurbağalar

    Çok eski zamanlardan birinde Olympos dağının doruklarında Tanrı Jupiter yaşarmış. Dağların, denizlerin, hayvanların, insanların kralıymış. Dağın eteklerinde kocaman bir göl varmış. Bu gölün sakinleri de geveze kurbağalarmış. İlk başlar kurbağlar neşe içinde hür yaşarlarmış. İstediklerini istedikleri zaman yaparlarmış. Kimse karışmazmış onlara. Bir süre sonra kurbağlar bu özgür hayattan sıkılmaya başlamışlar. Göklere yükselen vraklamalarla Jupiter’den kendilerine bir kral göndermesini istemişler: “Kral hayatımıza yön versin, ne yapacağımızı bize söylesin.”Jupiter önce pek dikkate almamış kurbağaların bu isteğini. Ama öylesine gürültülü, öylesine gevezeymişler ki dayanamamış, eline geçirdiği bir ağaç parçasını yukarıdan gölün ortasına fırlatmış. Bir şeyin şrak diye gölün ortasın düşmesi kurbağaları susturmuş. Uzun süre bağırmışlar. Bu suskun krallarının yanına yaklaşmaya da korkuyorlarmış. “Tanrı…

  • Masallar

    Korkak tavşan

    Ormanda yaşayan hayvanların en korkağı hangisidir? Düşünün bakalım bulabilecek misiniz? Buldunuz değil mi? Ormanın en korkak hayvanı tavşandır. Gerçekten de öyle. Gün boyunca fundalıklara sığınıp saklanır. Ancak geceleyin ortalara çıkar. Tavşanın düşmanları çoktur. Kurt, köpek, tilki, kartal gibi birçok düşmanları vardır. Tavşan, bunlardan biriyle karşılaşmasın, kurtuluşu hemen kaçmakta bulur. Tavşan, çimen ve yapraklarla beslenir. Kışın da körpecik ağaçların kabuklarını kemirir. Avcılar, onu derisi ve eti için avlarlar. Tavşanlar, pek çabuk çoğalırlar. Ana tavşan, bir kerede beş altı, hatta daha fzla yavrular. Yavrular, önceleri analarını emerek beslenirler, sonraları da taze çimenlerle karınlarını doyururlar. Tavşan için ormanın en korkak ve ürkek hayvanıdır, dedik. Birinin korkaklığını, ürkekliğini belirtmek için ona ‘’ tavşan gibi…

  • Masallar

    Kırmızı başlıklı kız

    Bir zamanlar küçük bir kız varmış. Annesi ona üzerinde kırmızı başlığı olan bir pelerin almış. Kız bu pelerini çok seviyormuş ve nereye gitse onu giyiyormuş. Bu nedenle de herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız diyormuş. Bir gün “Kırmızı Başlıklı Kız!” diye seslenmiş kızın annesi. “Büyükannen hâlâ hasta. Hadi giyin de, ona yaptığım şu çöreği götür.” Kırmızı Başlıklı Kız da elbisesini giymiş, üzerine kırmızı başlıklı pelerinini geçirmiş, başlığı çenesinin altında sıkıca bağlamış ve yola çıkmış. “Tavşan Ormanı’ndaki yoldan ayrılma sakın!” diye seslenmiş annesi arkasından. “Ayrılmam anne,” demiş Kırmızı Başlıklı Kız. Tam ormana girmiş, birkaç adım atmış ki, çalılıkların arasından bir ses duymuş. Yola birden bir kurt fırlamış. Kırmızı Başlıklı Kız korkusundan az…

  • Masallar

    Geyik ile kaplan

    Geyiğin biri ormanda geziniyormuş. Çok susamış; derenin başına gitmiş. Suya başını daldırınca bir de ne görsün? Boynuzları çok gösterişli, bacakları ise incecik bir geyikmiş. Koca koca boynuzları hoşuna gitmiş, ama bacaklarını hiç mi hiç beğenmemiş. Geyik boynuzları ile böbürlenip bacaklarıyla yerinirken arkasında bir kaplan belirmiş. Kaplan geyiği parçalamak için atılmış. Geyik bu ya; o incecik bacaklarıyla hızla koşup uzaklaşmış. Uzaklaşmış ama boynuzları bir dala takılınca olduğu yerde kalakalmış. Kaplan da yetişip hemen onu yakalamış. Beğenmediği bacakları ona iyilik ederken çok güvendiği boynuzları kötülük etmiş. Zavallı geyik oracıkta ölmüş.

  • Masallar

    Fare ile aslan

    Ormanlar kralı aslan öğle uykusundayken fare gelip üstünde dolaşmaya başlamış. Kral uyanmış, fareyi yakalamış. Tam fareyi yiyecekken başlamış fare yalvarmaya. – “Ne olur efendim beni yeme, belki bir gün benim de size yardımım olur,” demiş. Aslan gülmüş bu söze, – “Ben koskoca aslan kral, sense bir fındık faresi.” deyip, bırakmış fareyi. Aradan zaman geçmiş. Bir gün aslan, avcıların kurduğu tuzağa düşmüş. Bir türlü kurtulamıyormuş. – Artık sonum geldi, demiş. İniltileri ormanın her tarafından duyuluyormuş. Fare koşarak gelmiş, ipleri kemirerek aslanı kurtarmış. Bunun üzerine de; sayın kralım zamanında siz bana gülmüştünüz. Fındık faresi, sen bana nasıl yardım edeceksin? Demiştiniz. Ama gördünüz ya, küçükler de büyüklere yardım edebilirler, demiş.

  • Masallar

    Büyük yarış

    Tavşan öyle çok övünüyormuş ki, bir gün kaplumbağa kızmış. Tavşana : – Bana bak demiş. Övündüğün yeter, hızlı koşmakta kendine bu kadar güveniyorsan, gel yarışalım. Bakalım kim daha hızlı koşuyor. Tavşan önce şaşırmış, sonrada katıla katıla gülmüş. Ama yarışmayı da kabul etmiş. Ormanda bir yarış olurda seyirci olmaz mı? Ne kadar böcek, kuş, yılan ve dört ayaklı hayvan varsa gelmiş. Yarış yolunun iki yanına dizilmişler. Yarış başlar başlamaz, tavşan fırlamış. Biraz koştuktan sonra, gitmiş bir çalının dibine uzanmış. – Şu kaplumbağa hele biraz gitsin bakalım, demiş. Nasılsa iki sıçrar ona yetişirim. Bu düşünce ile de gözlerini kapayıp, uykuya dalmış. Bu arada kaplumbağa hiç durmadan yol almış. Yorulmuş, terlemiş ama yarışı…