• Efsaneler,  Hikayeler,  Masallar

    Karadut

      Bir zamanlar birbirlerine âşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe, delikanlının ki, Piremus idi. Yan yana evlerde otururlardı; birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine âşıktılar. Aileleri bu aşka karşıydı. Ama onlar, bu derin sevgiden vazgeçemiyorlardı. Bir gece, gizlice ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe, ağaca Piremus’tan önce varmıştı. Uzaktan ağzından kanlar akan kocaman bir aslan gördü. Korktu; hemen yakındaki bir mağaraya saklandı. Ama koşarken boynundaki eşarbı düşürmüştü. O sırada Piremus geldi. Kocaman aslan, biricik sevgilisi Tispe’nin eşarbını parçalıyordu. Tispe’nin öldüğünü düşündü; onsuz yaşayamazdı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Cansız bedeni kanlar içinde yere düştü. Tispe korkusunu yendi; mağaradan çıktı. Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle karşı karşıya…

  • Hikayeler,  Masallar

    Gül Bahçesi

    Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış.. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şovalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş… Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş… Ama kız onu da reddetmiş… Aradan uzun yıllar geçmiş.. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış…Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk cocuğa karışmış… Birgün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş.. Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş… Yaşlı…

  • Genel,  Yaşam

    Işıl ışıl karanlıkta uyutmayan masallar

    “CANAN’da masal uyutmaz, uyandırır,” demiş Süreyya Evren Art-ist yayınlarından çıkan CANAN kitabının ön sözünde. CANAN, delirmeye yüz tutmuş, patlamalarla, sokaklardaki aç mültecilerin içler acısı durumlarıyla, kayıplarla sınanan bu toplumun travmasını ince ince tüllere işlemiş bu sergide. Hem politik olanın hem de deliliğin birleştiği ülkenin masalını anlatmış.   “- Ya mesela, geçen gün bir mesaj atmış, bak, okusana şunu, şimdi bu ne demek? Noktalama işareti var, noktalama işaretleri varsa mesajda, kesin mesajı dikkat ederek yazıyor, senden hoşlanıyor demek! Ya geçen gün? Geçen gün yaptığını gördün değil mi Gizem? Ay, resmen geçerken gözü bu kıza takıldı, ben de gördüm kızlar… Arar mı sizce haftasonu? Bak şimdi, sen bence Perşembe akşam 7’ye kadar…

  • Masallar

    Çimendeki prenses

    – Norveç Masalı – Uzak ülkelerden birinde kralın on iki oğlu varmış. Kral evlatlarını çok sever, onların kendi gibi mutlu olmasını istermiş. Çocukları büyüyünce, kral her birine birer at vermiş ve onları kendilerine eş aramak için dünyanın dört bucağına göndermiş. Ama kral prenslerin sıradan kızlarla evlenmelerine karşıymış. O, oğullarının becerikli kızları kendilerine eş olarak seçmelerini dilermiş. “Evleneceğiniz kız, bir gün içinde kendi dokuduğu kumaştan sizin için gömlek dikebilmeli.Böylesini bulabilirseniz getirin. Yoksa başka kızı sarayımda gelin olarak kabul etmem” demiş. Kardeşler yola çıkmışlar. En küçük kardeş en çelimsizleriymiş. Onunla alay etmişler ve: “Sen zaten kendine bakamıyorsun, öyle dünya beceriklisi bir kızı nereden bulacaksın? Git başımızdan ve ne halin varsa gör” diyerek…

  • Masallar

    Bremen mızıkacıları

    Bir zamanlar, yaşadığımız zamandan çok önce dürüst, çalışkan bir çiftçinin yaşlı bir eşeği vardı. Çiftçi eşeği çok gençken satın alıp çiftliğe getirmişti. O günden sonra eşek, çiftçi için çalışmaya başladı. Çiftçi, tarlasında bahçesinde ekip biçtiği ürünleri satmak için pazara giderken ona yükler, kışın diğer hayvanların ve kendi yiyecegini, kışın yakacağı odunu ormanda keser ona taşıttırırdı. Eşek sahibine yıllarca hizmet etmiş, kendisinden ne istenirse yerine getirmişti. Aradan yıllar geçti, doğada ki birçok canlı gibi eşekte yaşlandı. Günden güne güçten kuvvetten kesilmeye başladı. Artık eskisi gibi sırtına yüklenen yükleri taşıyamıyordu. Hemen hemen hiç bir işe yaramıyordu artık. Gün geçtikçe, çiftçi onun iyice yaşlandığını ve artık eskisi gibi işine yaramayacağını anladı. Bu duruma…

  • Masallar

    Ağustos Böceği ile Karınca

    Masalların büyük bîr çoğunluğu, ünlü Hint filozofu Beydaba‘nın Kelile ve Dimne adlı eserinden alınmıştır. La Fontein, bu hikayeleri kendisinden de bir şeyler “katarak” eğitici masallar haline getirmiştir. Aynı zamanda, La Fontein masalları kendi yaşadığı dönemin olayları ile de bağdaştırılarak, insanlara eğitici mesajlar verilmeye çalışılmıştır. Cırcırböceği çaldı saz, Bütün yaz. Derken kış geldi çattı. Seninkinde şafak attı. ı Baktı ki yok hiç yiyecek, Ne bir sinek, ne bir böcek; Kalktı karıncaya gitti; Yandı, yakıldı, ah etti. , Üç beş buğdaydan ne çıkar, Gelecek mevsime kadar Birkaç tane borç istedi. “İnayet buyurun,” dedi. “Yemın-i billah ederim, Eylüle kalmaz öderim.” İşin kötüsü, karınca Borca hiç alışmamışh; Bu ricacıya çıkıştı; “Ne yaptınız yaz boyunca?”…

  • Efsaneler

    Kerem ile Aslı efsanesi

    İranın çok meşhur beldesi İsfahan’da adil, iyi yürekli bir padişah yaşardı. Çok zengin, rahat yaşayan ama bir türlü evlat saadetini tadamayan bir padişahtı. Ne tesadüftür ki emrinde çalışan bir Keşiş de aynı özlemi duymakda idi. Padişahın aklına bu keşiş gelince, padişahın derdine ortak olması için onu emretti. Ve uzun uzun sohbet ettiler. Keşiş padişaha “eğer bir saray yaptırır içini bahçesini süslerseniz bütün zamanınızı burada geçirir acınızı unutursunuz” deyince, padişah kısa bir sürede bu planı gerçekleştirdi. Bir gün Keşişin karısı ve hanım sultan saraydaki eğlenceyi ziyarete giderken karşılarına nur yüzlü bir ihtiyar çıkar, hanım sultana bir elma, Keşiş’in karısana bir ayva fidesi verir. Ve bunları ekmelerini ister. Hanım sultan da, Keşiş’in…

  • Hikayeler

    Tavuk – Kartal

    Bir rivayete göre; dört tavuk bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çaldılar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, kümeste bulunan diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşündüler.Zaman geçti, yumurtayı getirenler de unuttu,onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğunu inandılar… Bir anne bulundu yetim yumurtaya, kuluçka başladı.Kısa bir zaman sonra yumurta kırıldı.İçinden simsiyah kanatlı,ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıktı…. Herkes mutluydu,böylesini ilk defa görmüşlerdi.Anne tavuk, dersler vermeye başladı yavrusuna: “Bak yavrum,yerden bulduğun böceği şöyle ye!Arpayı buğdayı böyle ye!.”Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretiyordu yavrusuna. Büyük tavuk annesinin her söylediğini yapıyordu. Tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da öğretti annesi: “Bak yavrum, eğer kedi buradan gelirse aksi istikamete…

  • Hikayeler

    Sevgi Güneşi

    Manolya Ülkesi’nin Kralı evlenme çağına gelen kızına uygun bir damat adayını nasıl bulacağını düşünüyordu son zamanlarda. Öyle biri olmalıydı ki; gözü gibi baktığı biricik kızını gerçekten sevmeli, o’na hak ettiği değeri vermeliydi. Yapacağı şeylerle de ispatlamalıydı sevgisini, hem kendisine hem de Prensese. Aklına şöyle bir fikir geldi ve bunu fermanlarla ülkenin dört bir yanına duyurdu: “Güneşi kucaklayan delikanlı kızımla evlenebilecek! Her kim ki bunu yaparsa, kızım o’nun olacak ve saadet içinde sarayda yaşayacaklar!..” Fermanı duyan ülke delikanlılarını korku, endişe, azim ve telaş sardı. Ne yapmalı ne etmeliydiler ki, hem güzeller güzeli Prensese, hem de sarayın lüksüne, şatafatına kavuşmalılardı. Kimileri taşları üstüste dizerek güneşe ulaşmaya çalıştı, kimileri en yüksek dağın zirvesine…

  • Hikayeler

    Sevginin Gücü

    Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bi sempati ile izlediler. Basamakları geçti, boş olduğu söylenen koltuğu el yordamıyle buldu, oturdu, çantasını kucağına aldı. Bastonunu koltuğa yasladı. 34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü. Öfke, kızgınlık kendine acıma.. Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark’tı. Mark hava kuvvetlerinde subaydı. Susan’ı bütün kalbiyle seviyordu. Susan gözlerini kaybedince Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen farketmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi. Sonunda Susan’ı işine dönmeye ikna…