• Masallar

    İyi yürekli eşek

    Bir varmış, bir yokmuş. Bol bol süt içenlerin kentinde bir sütçüyle eşeği yaşarmış. Sütçü, çıkarını iyi bilen, çalışkan, gayretli ve kurnaz bir adammış. Sabahları gün ağarmadan uyanır, gider eşeğini uyandırır, neşeli türkülerle onu hazırlarmış: Güneş şimdi doğmadan Dostum benim, gel uyan! Kazanır daima çalışan Dostum benim, gel uyan! Uykusunu bir türlü alamayan eşeğin gönlünü almak için çeşitli komiklikler yapar, ona şeker verir, sağrısını sıvazlarmış. Eşek bu ya, eşekliği nerden belli olacak?…İsteksiz isteksiz bir iki anırırmış.Uykusunu dağıtmak için gözlerini ovdukça ovarmış.Ancak karnı bir güzel doyduktan sonra keyfi yerine gelirmiş.O da başlarmış sahibiyle birlikte türkü söylemeye : Sabah erken kalkmalı İşimize bakmalı Öğlen vakti olmadan Şu sütleri satmalı Öyle bir gayretlenirmiş ki…

  • Masallar

    İki eşek

    Köylünün biri sahip olduğu iki eşekten birisine tuz, diğerine de sünger yükleyip pazarın yolunu tutmuş. Tuz yüklü eşek yükünün ağırlığı ile zor yürüyor, nerede ise yere düşecekmiş gibi oluyordu. Oysa sünger yüklü eşek rahatmış. Üzerinde efendisi olduğu halde zorluk çekmeden yürüyebiliyormuş. Dağlar tepeler aşıp sonunda bir nehre varmışlar. Tuz yüklü eşek yorgun olmasına rağmen nehiri kolayca geçmiş. Çünkü suya girince üzerindeki tuzlar eriyip yok olmuş. Karşıya geçtiğinde ise keyfine diyecek yokmuş. Bunu gören sünger yüklü eşek de girmiş suya. Ama oda ne? Sırtındaki süngerler suyu çektikçe eşeğin yükü ağırlaşıyormuş. Eşek giderek batmaya başlayınca üzerindeki efendisi “İmdaaaaaattt” diye bağırmaya başlamış. O sırada yoldan geçen birisinin yardımıyla eşekte, efendisi de zor kurtulmuşlar.…

  • Masallar

    Eşeğin şahitliği

    Kütahya’nın Gedik Kazası’nda işlenen bir cinayet çok enteresan bir metodla çözüldü. Katil olduğundan şüphelenilen, ancak sağlam delillere ulaşılamadığı için hakkında işlem yapılmayan A.D. isimli şahıs, cinayeti soruşturan Jandarma Astsubayı tarafından hadisenin görgü şahidi eşek ile yüzleştirildi. Öldürülen şahsa ait olan eşek, katil zanlısı olan A.D. yanına getirilince çılgına döndü ve sanığı ısırıp çifte atmaya çalıştı. Bu denemeden sonra, bu defa katil zanlısının kıyafetlerinin aynısını giyen bir Jandarma eri eşeğin yanına gitti. Ancak eşek Jandarma erine en küçük bir tepki dahi göstermedi. Aynı deneme birkaç kişi ile defalarca tekrarlandı. Eşek sadece sanığa karşı hırçınlık gösterdi. Eşeğin bu davranışı karşısında zor durumda kalan sanık, sonunda suçunu itiraf etmek zorunda kaldı. Eşeğin davranışları,…

  • Masallar

    Atla Eşek

    Bir atla bir eşek, Yola çıkmışlar birlikte, Atın sırtında eyeri varmış sadece. Eşekse, yük altında çökecekmiş. Attan biraz yardım istemiş. İstemese yük altında ölecek: Ne olur, demiş, şu yükü bölüşsek! At : – Hayır, demiş eşeğin isteğine. Hem de tepine tepine. Ama yük altında ölünce arkadaşı, Anlamış yaptığı yanlışı: Vurmuşlar atın sırtına Eşeğin üstündekini Bir de eşeğin derisini. La FONTAİNE

  • Masallar

    Arslan postunun içindeki eşek

    Eşeğin birisi tesadüfen, kuruması için avcıların güneşe serdikleri bir Arslan postunu bulmuştu. Derhal sırtına atarak köyünün yolunu tuttu. Eşeği , daha uzaktan gören küçük , büyük herkes , dehşetli bir korku içerisinde , deliler gibi oradan oraya koşuşup kaçıştılar . Fakat bu manzaradan derecesiz keyiflenen hayvan , başını kaldırıp anırmaya başlayınca , köy halkı meseleyi anlamakta gecikmediler ve eşeğin sahibi , bu korku için onu , pestili çıkıncaya kadar döğdü. Bu hadiseden az sonra bir gün,Eşeğe bir tilki gelerek : – ’’ Biliyormusun ? ’’ dedi . ’’ Senin kim olduğunu , derhal sesinden tanımıştım . ’’ ’’ GÜZEL KIYAFET İÇİNDEKİNİ GİZLEYEBİLİR AMA, SAÇMA HAREKETLERİN ASLA . ’’

  • Anılar

    Falaka

    Her sabah Çarşı Camii’nin arkasındaki harap zaptiye ahırlarının önünden, bir serçe sürüsü gibi cıvıldayarak geçerdik. Mektep biraz daha ileride, alçak duvarlı, oldukça geniş bir avlunun ortasında idi. Tek kattı, etrafında yükselen büyük kestane ağaçlarının birbirine karışmış koyu gölgeleri, bütün çatısını kaplardı. Biz daha avlunun kapısından girmeden Hoca Efendi’nin bulunup bulunmadığını, şöyle bir bakar, anlardık: “Abdurrahman Çelebi gelmiş mi be?” “Gelmiş, gelmiş…” Abdurrahman Çelebi, Hoca Efendi’nin ihtiyar eşeğiydi. Siyah, huysuz, inatçı bir hayvan… Her sabah bizim gibi erkenden mektebe gelir, akşama kadar kalır; evlerimizden nöbetle getirdiğimiz kucak kucak otları, yazsa ağaçların, kışsa sol taraftaki abdestlik sundurması altında yavaş yavaş yerdi. Ona su vermek, onu tımar etmek mektepte bir imtiyazdı. Hoca Efendi’ye…