• Hikayeler

    Padişahın İşi Ne ?

    Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavus Paşa sorar :- Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var? – Akşam garip bir rüya gördüm. – Hayırdır inşallah?.. – Hayır mı şer mi öğreneceğiz. – Nasıl yani? – Hazırlan, dışarı çıkıyoruz. Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya,Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. işte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar; – Kimdir bu? Ahali: –…

  • Hikayeler

    Mucizenin Fiyatı

    Küçük kardeşi hakkında, anne ve baba­sı­nın ko­nuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı. Babası­nın, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duy­muştu: “Yalnızca bir mucize onu kurtarabılır.” Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü. Kumbarasını gizlediği yerden çıkartdı, için­deki paraları yavaşça yere dökerek saymaya baş­la­dı. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çı­kıp, köşedeki eczaneye gitti. Eczacı: – Ne istiyorsun söyle bakalım, dedi, Sally: – Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum. Eczacı Sallye’ye bakarak, Anlayamadım, dedi. – Babam onu ancak bir mucize kurtarabilir dedi, bir mucize kaç paradır, bayım? Eczacı Sally’ye sevgi ve acımayla baktı bu kez: – Üzgünüm…

  • Hikayeler

    Kralın Parmağı

    Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: “Bunda da bir hayır var!” Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: “Bunda da bir hayır var!” Kral…

  • Hikayeler

    Kınalı Ali

    Üst tegmen Faruk cepheye yeni gelen askerleri kontrol ediyor bir taraftanda onlarla laflıyordu nerelisin gibi sorular soruyordu. Bir ara saçının ortası sararmış bir çocuk gördü. Merakla “adın ne senin evladım”der.Çocuk “Ali” diye cevap verir. Nerelisin? der. Ali Tokat Zilede’ nim der.”Peki evladım bu kafanın hali ne?” Ali “anam cepheye gelirken kına yaktı komutanım der.Neden? der komutan. Ali “bilmiyorum komutanım” der: Peki gidebilirsin Kınalı Ali” der. O günden sonra herkes ona Kınali Ali der.Herkes kafasındaki kınayla dalga geçer. Kısa sürede cana yakın ve cesur tavırlarıyla tüm arkadaşlarının sevgisini kazanır. Bir gün ailesine mektup yazmak ister. Ali’nin okuma yazması da yoktur arkadaşlarından yardım ister ve hep beraber başlarlar yazmaya. Ali söyler arkadaşları…

  • Hikayeler

    Kefen

    Bir ihtiyar… Ömrünün son demlerini yaşamakta… Yolculukta…Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor… Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar… Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah’ın evinde. Allah’ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de açlıktan. Sabah namazına gelen aynı insanlar. Yabancıya karşı vazifelerini yapıyorlar. Yıkıyorlar, kefenliyorlar ve gömüyorlar. Gömüldüğünün gecesi gene sabah namazı. O da ne; Mihrapta bir kefen. Kefen. Bir kağıt. Kağıt boş değil. Bir yazı: – Biz size bir misafir gönderdik. Hem yorgundu. Hem de aç. Onu misafir etmediniz. Ne yedirdiniz ne de içirdiniz. Alın istemiyoruz. Kefeniniz…

  • Hikayeler

    Berber

    Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı… Berber: ” Bak adamın, ben senin söylediğin gibi Allah’ın varlığına inanmıyorum.” Adam: ” Peki neden böyle diyorsun ” Berber: ” Bunu açıklamak çok kolay. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu, terk edilmiş çocuklar olur muydu Allah olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum…” Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap…

  • Genel,  Hikayeler

    Hayat Rehberi

    Hayatta ki en önemli şey… Allah’ın Gücü En güçlü iletişim kanalı… Dua En değerli servet… İman Hayatta ki en etkili güç… Sevgi En büyük mutluluk… Vermek Onsuz olunması en kötü şey… Ümit En yıkıcı alışkanlık … Kaygı Dünya üzerinde ki en inanılmaz bilgisayar… Beyin En büyük kayıp… Öz Saygıyı Yitirmek En büyük doğal enerji kaynağı… Gençlik En çirkin kişilik özelliği… Bencillik Üstesinden gelinmesi gereken en büyük sorun… Korku En güzel kıyafet… Gülümseyiş Başarıyı engelleyen en güçlü düşman… Mazeret Toplumda istenmeyen en tehlikeli kişi… Dedikoducu En güç dolu sözcük… Yapabilirim En değersiz duygu… Kendine Acımak En çok güç veren aşı… Teşvik Etmek En etkili uyku ilacı… Zihin Huzuru En takdir edilen…