• Genel,  Yaşam

    Yıllar Geçse de Gezi’yi Asla Unutmayacağımızın Sebebi Olan Sembol Anlar

    Gezi Parkı Direnişi’nin dördüncü yıl dönümünde direnişi neden unutamayacağımızı kanıtlayan sembol anlar ve fotoğraflar… Gezi, tekerlekli sandalyesiyle direnen adamdı… Gezi, Türk bayrağı satan adamı polisten korumaya çalışmaktı Gezi, başka hiç bir zaman bir araya gelmeyecek olanların bir araya gelmesiydi Gezi, her fikre, her düşünceye saygıydı Gezi, normalin anormalleşmesi, anormalin ise normalleşmesi idi… Gezi, Necati Şaşmaz’ın bizleri derin düşüncelere gark ettiren konuşmasıydı Gezi, muhteşem beşliydi… Gezi, anne zinciriydi… Gezi, tek başına da kalsan direnmekti… Gezi, Çarşıydı… Gezi, yardımlaşmaydı…   Gezi, AKM’yi bu şekilde görmekti… Gezi, kırmızılı kadındı… Gezi, polislere gitar çalan adamdı…Gezi, orantısız mizahtı…   Gezi, orantısız şiddetti… Gezi, orantısız kalabalıktı…   Gezi, polislere kitap okuyan çocuktu… Gezi, aşktı… Gezi, kaybettiğimiz…

  • Astroloji

    Ağaçlarda Karakterimiz Gizli

    Gizemli Köknar, titiz Çam, melankolik Salkımsöğüt, aşık Elma… Siz hangisisiniz? Ağaçlarda karakterlerimiz gizli desek size… En azından Celtic astrolojisinde yıldızlar değil, insanların doğum tarihlerine göre kişilikleri ağaçlarla özdeşleştirilmiş. Bu inanca göre elma, dişbudak, kayın, huş, sedir, kestane, servi, karaağaç, incir, köknar, fındık, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, meşe, zeytin, çam, kavak, üvez, ceviz ve salkımsöğüt ağaçlarından her biri karakterimizi simgeliyor. Gizemli Köknar, titiz Çam, melankolik Salkımsöğüt, aşık Elma ağacı… Haydi, siz de doğum tarihinize göre ağacınızı bulun. 01–11 Ocak: Köknar (Gizem) Sıra dişi bir zevki vardır. Sofistike ve kadirşinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dik başlı, ruh hali çabuk değişen, bencil olmasına rağmen kendisine yakın olanlarla ilgilenen biridir. Çok mütevazı olduğu söylenemez.…

  • Sağlık

    Gılgamış Ve Aradığı Ölümsüzlük Bitkisi

    Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ebru Erbay yaptığı son araştırmayla çok önemli bir keşfe imza attı ve damar sertliğinden kaynaklı ölümlerin önüne geçilebilmesi için umut oldu. Damar sertliğine karşı mucize çözüm Dr. Ebru Erbay, yaptığı çalışmayla farelerdeki damar sertliğini durdurmayı başararak adını tıp tarihine yazdırdı! Türk bilim insanının bu araştırması alanındaki önemli dergilerden birisi olan Science Translational Medicine’de yayınlandı. Damar sertliğini durduran mucizenin adı: Palmitoleik asit Palmitoleik asit, Dr. Ebru Erbay’ın araştırmasından önce zararlı bir asit türü olarak biliniyordu. Ancak, Erbay bu asidin sanıldığı gibi zararlı olmayabileceği yönünde bir hipotez geliştirdi ve araştırmalarını bu hipotezin üstüne kurdu. Fareler üzerinde yapılan çalışmalara göre, palmitoleik asidin bilindiği…

  • Hikayeler,  Yaşam

    Son Yaprak

    New York’un düşük kiraları yüzünden sanatçılarla dolu olan Greenwich Village’ında üç katlı bir binanın en üst katındaydı Sue ve Johnsy’nin stüdyoları. Amerikanın 2 ayrı ucundan gelen kızlar bir lokantada tanışmış ve ortak sanat zevkleri olduğunu anlayınca ortak bir ev tutmaya karar vermişlerdi. Bu olay Mayıs ayındaydı. Kasım ayında ise bölgeye doktorların zatürre adını verdiği soğuk bir yabancı gelip buz gibi parmaklarıyla orayı burayı yoklamaya başlamıştı. Bay Zatürre erkek adam diye nitelendirilen kişilerden değildi. California rüzgarlarıyla kanı sulanmış ufak tefek, ince yapılı bir kızcağız olan Johnsy’yi de yatağa sermişti. Zavallı kızcağız demir karyolasına yatmış, yandaki evin tuğla duvarlarını seyrederek kıpırdamadan yatıyordu doktor geldiğinde. Doktor kır kaşlarını sağa sola oynatarak Sue’yu koridora…

  • Efsaneler,  Hikayeler,  Masallar

    Karadut

      Bir zamanlar birbirlerine âşık iki genç vardı. Kızın adı Tispe, delikanlının ki, Piremus idi. Yan yana evlerde otururlardı; birlikte büyüdüler ve çocukluklarından beri birbirlerine âşıktılar. Aileleri bu aşka karşıydı. Ama onlar, bu derin sevgiden vazgeçemiyorlardı. Bir gece, gizlice ormandaki ağacın altında buluşmaya karar verdiler. Tispe, ağaca Piremus’tan önce varmıştı. Uzaktan ağzından kanlar akan kocaman bir aslan gördü. Korktu; hemen yakındaki bir mağaraya saklandı. Ama koşarken boynundaki eşarbı düşürmüştü. O sırada Piremus geldi. Kocaman aslan, biricik sevgilisi Tispe’nin eşarbını parçalıyordu. Tispe’nin öldüğünü düşündü; onsuz yaşayamazdı. Belinden hançerini çıkardı ve göğsüne sapladı. Cansız bedeni kanlar içinde yere düştü. Tispe korkusunu yendi; mağaradan çıktı. Ağacın altına geldiğinde o korkunç sahneyle karşı karşıya…

  • Masallar

    Sevgi ağacı

    Bir zamanlar, uçsuz bucaksız bir kum çölünün ortasında, yemyeşil yapraklarıyla dibine gölge ve serinlik veren bir ağaç varmış. Çölün kavurucu ve acımasız sıcağı, kumları kızdırır ama bu ağacın yeşil yapraklarını kurutamazmış. Kızgın güneş ne yaparsa yapsın, yapraklar hep yeşil ve parlak olurmuş. Güneşin sıcağından bunalıp kaçan tüm hayvanlar, bu ağacın gölgesinde dinlenir, esen rüzgarın tüylerini okşayışına kendilerini kaptırıp, uyuklarmışlar kaygısızca. Ağacın dalları arasına yuva yapmış olan kuşlar, yaprakların gölgesinde güneşten korunup, kanat çırparak daldan dala uçuşur, şarkılar söylermişler mutluluk içinde. Çölün ortasında, kızgın kumlarla çevrili bu ağacın nasıl beslendiğini mi merak ediyorsunuz? Söyleyeyim: Sevgi ve mutlulukla beslenirmiş bu ağaç. Diğer ağaçlar gibi topraktaki suyu ve besinleri çölde bulamadığı için, sevgi…

  • Efsaneler

    Ulu Cami minaresi ve karadut ağacı

    Ulu camii bahçesinde bir kandil akşamı iki arkadaş oturmaktadır. Bazı sesler duyan arkadaşlardan biri şöyle der korkuyla: caminin bahçesinde mihrabın hemen önünde bulunan dut eğacı eğilip kalkıyor secde ediyor. Diğer arkadaş hayretle: ben de minareyi eğilip kalkarken gördüm der. iki arkadaş korku içinde oradan uzaklaşırlar ancak sırları ortaya çıkan minare ve ağaç eğik secde halinde kalırrlar. Minare sonradan onarılsa da yine eğilmiştir gelip eğik minareyi ve karadut ağacını ziyaret edebilirsiniz

  • Anılar

    Yine Bahar Geldi

    Annem, dedemin başına kalın yün şapkasını geçirirken: —Babacığım, artık üşümezsin, dedi. Dedem söylenileni işitmemişti. Sesi duyabilmek için kulağını tuttu: —Efendim. Ne dediniz? — Eldivenlerinizi de getireceğim . —Getirme, giymem. Fakat annem onun sözüne aldırış etmeyerek içeriye gitti. Dedem bana doğru döndü . Dikkatle kendisine baktığımı hissetmişti. —Annen de insanı fırın gibi ısıtmak istiyor, diyerek güldü. Sesi tıpkı çam ağaçlarının tepesinde uğuldayan mart rüzgârına benziyordu. Gülmeye başladım. Dedem kendi söylediğine gülüyorum sandı ama benim tuhafıma giden onun giyinişiydi. Kalın yün paltosu bir un çuvalı kadar geniş beline sımsıkı oturmuş, zayıf dizlerinin üstünde sallanıyordu. İncecik ayaklarını bol paçalı pantolonu örtüyordu. Kocaman pabuçlarının üstüne kalın yün çorapları düşmüştü. İçine yün bir fanilâ, onun…

  • Hikayeler

    Limon

    Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve aparmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi. Ancak limon ağaçlarından biri digerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı. Ev sahibi de küçük limondan ümit kesmiş görünüyordu. Ona göre ağaç, bu gidişle kuruyup ölecekti. Bu yüzden de onu fazla sulamaz ve bakımını yapmayı pek istemezdi. Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu iş adamının bahçesine uçurdu. Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağacının altında yer kalmıştı . Bir an önce filizlenmek zorunda…

  • Hikayeler

    Evlilik Ağacı

    Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi. Ama şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkasına yetiyordu. Bir akşam oturup ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin farkındaydılar. Erkek, “Aklıma bir fikir geldi” dedi. “Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım. Kurumaz da büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım.”…