• Hikayeler,  Yaşam

    Balıkçı ve zengin adam

    – Merhaba balıkçı, teknen balık dolu, bu kadar balığı ne kadar zaman da tuttun? Balıkçı cevap vermiş: – Bir iki saatte tuttum. İşadamı merak etmiş: –  Neden biraz daha uğraşıp daha fazla tutmadın? Balıkçı omuz silkerek, cevaplamış: – Bu kadar balık bizim için yeterli, daha fazlasına ihtiyacımız yok ki. İşadamı balıkçının kanaatkarca yaklaşımına şaşırmış, merak etmiş: – Günün kalan zamanında ne yapıyorsun peki, bütün günü nasıl geçiriyorsun? Balıkçı, anlatmış bir gününü: – Sabahları, denize açılırım, ihtiyacım kadar balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım, onlarla vakit geçiririm. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp, şarap içer, gece yarısına kadar eğleniriz. Anlayacağınız gün nasıl geçiyor anlamıyorum, sinyor. İşadamı kendinden emin…

  • Hikayeler

    Ölümsüz Sevgi

    Genç adam kollarında bir buket çiçek, sahile koşarak geldi. Gözleri şöyle bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı. Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan kırmızısı güller… Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler. Buram buram sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemlisi de özlem ve hasret kokuyordu güller… Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, “Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum” dedi. Az sonra sevdiğini göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya başlamıştı. Ne zaman onu düşünse, onunla buluşacağını hayal etse kalbi hep böyle yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Senelerdir birbirlerini…

  • Hikayeler

    Mucizenin Fiyatı

    Küçük kardeşi hakkında, anne ve baba­sı­nın ko­nuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı. Babası­nın, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duy­muştu: “Yalnızca bir mucize onu kurtarabılır.” Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü. Kumbarasını gizlediği yerden çıkartdı, için­deki paraları yavaşça yere dökerek saymaya baş­la­dı. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çı­kıp, köşedeki eczaneye gitti. Eczacı: – Ne istiyorsun söyle bakalım, dedi, Sally: – Kardeşim çok hasta, bir mucize almak istiyorum. Eczacı Sallye’ye bakarak, Anlayamadım, dedi. – Babam onu ancak bir mucize kurtarabilir dedi, bir mucize kaç paradır, bayım? Eczacı Sally’ye sevgi ve acımayla baktı bu kez: – Üzgünüm…

  • Hikayeler

    Limon

    Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve aparmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi. Ancak limon ağaçlarından biri digerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı. Ev sahibi de küçük limondan ümit kesmiş görünüyordu. Ona göre ağaç, bu gidişle kuruyup ölecekti. Bu yüzden de onu fazla sulamaz ve bakımını yapmayı pek istemezdi. Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu iş adamının bahçesine uçurdu. Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağacının altında yer kalmıştı . Bir an önce filizlenmek zorunda…

  • Hikayeler

    Kelebekle Yaşlı Adam

    İyi kalpli, yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı, onunla tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır. Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur. Adam, kelebeğine hayran… bırakamaz bir türlü… Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar,çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz onu… Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır… Ama adam bilir ki; “Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir” …Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne,kırlarına, çiçeklerine doğru… Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz… Aklında adam,o çiçek senin bu çiçek…

  • Hikayeler

    Evliya

    Yaşlı adamın hastalığına çare bulunamayınca, kendisine evliya denilen birinin adresini vermişler. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan 6 – 7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu. Adam, o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken, aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski tişörtün üzerinde bir “E” harfi yazılıydı. Ve bu “E” mutlaka evilyanın “E” si olmalıydı… Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra; – “Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler,” dedi. “İyileşmem için bana dua eder misin?”…

  • Şiirler

    Çekilmez Bir Adam

    Çekilmez bir adam oldum yine Uykusuz, aksi, lanet Bir bakıyorsun ki ana avrat söver gibi Azgın bir hayvan döver gibi O gün çalışıyorum Sonra birde bakıyorsun ki Ağzımda sönük bir cigara gibi tembel bir türkü Sabahtan akşama kadar sırt üstü yatıyorum ertesi gün Ve beni çileden çıkarıyor büsbütün Kendime karşı duyduğum nefret ve merhamet Çekilmez bir adam oldum yine Uykusuz, aksi, lanet Yine her seferki gibi haksızım Sebep yok olması da imkansız Bu yaptığım iş ayıp rezalet Fakat elimde değil Seni kıskanıyorum. Nazım Hikmet