Hikayeler

Hayat dersi

Öğretmen, 2 öğrencisine birer sepet verir ve bahçeye elma toplamaya gönderir. “En tatlılarını getiren mezun olur” der.

Öğrenciler 1 saat sonra dönerler. Biri, arkadaşının sepetine yan gözle bakıp kendi getirdiklerinin muhteşem göründüğünden emin olmanın rahatlığıyla koyar sepetini ortaya. Her biri tornadan çıkmışcasına pürüzsüz, muazzam ve güzeldir.

Ardından diğeri koyar sepeti. Eğri büyrü, kötü görünümlü, ezik, tomurcukken yağmur değmiş, yaralı bereli ne kadar elma varsa toplamıştır. Öğretmeni “Yolun açık olsun. Mezun oldun” der ve uğurlar öğrenciyi. Diğeri “Nasıl olur!” diye hayıflanır, bir kendisinin birde giden öğrencinin elmalarına bakarak.. Öğretmen çakısıyla birer parça keser; bir onun harika görünümlü elmasından, birde giden öğrencinin elmasının bereli kısmından.. “Tat” der, “En tatlısını dedim, kabuğu en güzelini değil” diyerek uzaklaşır.

Gerçekten üzerine dolu değmiş bir meyvenin o kısmını koklayın ve tadın, bal gibidir.

Hayat da böyle değil midir?

Yaralanarak büyüyor, yaralandıkça tatlanıyoruz

Alıntı

Okumaya devam...  Melankolik Kadınlar Baladı

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.