Hikayeler

Anneme Selam

Babacim

Düşen her damla sen,
Parlayan güneş sen
Şarkılarımda sen,
Hayallerimde, rüyalarımda sen…
Sensiz yaşam,
Anlamsızdır, bir bilsen.

Kemal’in kafasında bin bir soru vardı. O programa nasıl olup ta katıldığını hâlâ düşünüp duruyordu. Arkadaşı onun adına başvuru yapmıştı. Katılmayı düşünmezken sanki ayakları onu dinlemeden evlilik programına taşımıştı. Henüz eşini kaybedeli çok olmamıştı. Kaldı ki, hayatında değişen bir şey de olamazdı…

Bir talibiniz var diye aramışlardı onu… “Ne yapayım? Varsa var!” demek gelmiyordu içinden. Bir nezaket gereği bu işten vazgeçtiğini söylemeliydi. Ama programa tekrar katılmalıydı. Ve tabi talip olan o kişiye de uygun bir şekilde açıklamalıydı. Zaten tanıdıklarının yüzüne bakamaz olmuştu bu olaydan sonra… Gerçi eşini kaybettikten sonra pek de ilgilenmiyordu başkalarının davranışlarıyla…

Paravanın arkasından görüşmeye başladılar… Konuşulanların çoğu aklında bile kalmıyordu. Kafası karma karışıktı. Uygun bir dille bu işten vazgeçtiğini söylemek için bir an önce paravanın açılmasını bekliyordu. Adet yerini bulsun diye sorular soruyordu…

“Gamze Hanım, daha önce hiç evlendiniz mi?” diye sordu.
“Hayır!” diye cevapladı Gamze…
“Buraya geldiğinizden anne ve babanın bilgisi var mı?” diye sordu…
Sormasıyla bir boşluk oldu sanki… Cevabın gecikmesinden yanlış bir davranışta bulunduğunu hissetti. Bir süre sonra ağlamaklı bir sesle yanıt geldi;

“Benim annem ve babam yok.”
“Özür dilerim… Bilmiyordum” dedi Kemal… Fakat gerçekten de çok üzülmüştü…
Daha neler konuştular aklında değildi.
Yaşını sormuş muydu onu da anımsamıyordu…
Artık paravan açılacaktı…
Her ne kadar amaç bu işten vazgeçtiğini açıklamaksa da içinde bir heyecan vardı…
Paravan açıldığında karşısında “Sevgi ve şefkate ihtiyacım var” diye haykırışı gözlerinden okunan genç bir bayan vardı.
Elini sıktı, yanağından öptü… Ama “kızım!” diyerek sarılmamak için kendisini zor tuttu… Onunla konuşulacak çok şey olmalıydı ve bu ayaküstü olamazdı.
“Çay içmeye gidelim!” dedi Kemal…
İtiraz gelmedi Gamze’den…
El ele tutuşarak çay içmeye gittiler…

Okumaya devam...  Biri Askıda

Çok şey konuşuyorlardı… Dudakları kıpırdamadan, yalnızca gözleriyle…
Uzun bir göz sohbetinden sonra anne ve babasının olmayışına getirmek istedi konuyu Kemal. Sormakla acaba üzer miyim diye düşündü… Uzun bir sessizlikten sonra:
“Sanırım kaybettiniz anne ve babanızı!” dedi Kemal.
“Hiç bilmiyorum ki, yetimhanede büyüdüm” dedi Gamze.
“Üzgünüm… Bilmiyordum” dedi Kemal.
Artık buraya gelmesinin asıl amacını söylemeliydi… Üzülür mü bilmiyorum ama doğru olan da budur düşüncesiyle konuştu Kemal…
“Buraya kadar gelip seni tanımakla çok mutlu oldum Kızım” dedi… Aslında “kızım” dediğinin farkında bile değildi…
“Ben sanırım yanlış yaptım daha önce buraya çıkmakla… Evlenmeyi düşünmüyorum” dedi ve devam etti…
“Eşimi kaybedeli çok olmadı… Ama çok da olsa fark etmez ya… Ben zaten her gün onunla yaşıyorum… Gecem onunla gündüzüm onunla” dedi…
Gamze’den hiç ses gelmiyor, yalnızca dinliyordu…
“Ayrıca aramızda çok yaş farkı var… Senin yaşta bir kızım olmasını ne kadar isterdim.”
“Ben…” dedi Gamze… “Zaten buraya evlenmek için gelmedim. Yalnızca sizinle görüşmekti amacım, sanki ayaklarım kontrolüm dışında beni buraya getirdi.”
Kemal’in gözlerine bakarak devam etti Gamze…
“Gözlerinizde baba şefkati gördüm… Daha önce hiç yaşamadığım bir duyguydu bu. Sizinle tanışmak ve hatta” dedi ve bir süre sustu, sonra devam etti…
“Size sarılmak geçti içimden… Bana ‘kızım’ dediğinizin farkında mısınız?”
“Öyle mi demişim!” dedi Kemal…
Gamze’nin iki elini tuttu… Şefkatle gözlerine baktı…
Sonra da sarıldılar… Baba-kız gibi…
“Size ‘babacığım’ diyebilir miyim?” diye sordu Gamze…
“Ne kadar mutlu olurum bilenmezsin.” dedi Kemal…
“Babacığım” dedi ve bir süre Kemal’in gözlerine baktıktan sonra…
“Ne güzel oluyormuş bir insana ‘babacığım’ diyebilmek” dedi…
İkisinin de gözlerinden yaşlar akıyordu…

O akşam bir başka konuşuyordu Canan’ıyla…
“Hep bir kızımız olsun isterdik… Senin görmen kısmet olmadı ama bugün bir kızımız oldu” dedi…
“Hem kendim için hem de senin için ‘kızım’ diyeceğim ona” dedi gözyaşlarını silerek.
O sırada telefon çaldı… Gamze arıyordu…
“Babacığım, çok değişik duygular içindeyim…” dedi…
“Hep dua ediyorum sizi yoluma çıkartan Rabbime… Siz neler yapıyorsunuz babacığım?
“Ben mi?” dedi… “Cananım’la konuşuyorum”…
Bir süre boşluktan sonra cevap geldi Gamze’den;
“Anneciğime benden de selam söyle babacığım… Söyle ona ki, onu çok seviyorum. Her gün onun için dua edeceğim. Ve tahmin ediyorum ki dualarımın sıcaklığını ve huzurunu hissedecektir…”
Gözyaşlarını sildikten sonra…
“İlk defa olarak ona ‘anneciğim’ demenin mutluluğunu yaşadığımı söyle” dedi ve devam etti…
“Rabbim onu her zaman korusun… O sevenlere kıyamaz…”

Okumaya devam...  Sadece Tek Bir Kişinin 100 Alabildiği Sınav Sorusu

İsterim ki akmasın tek bir damla gözyaşın
Artık solmasın yüzün, çatılmasın o kaşın
Babacığın göğsüne dayasan güzel başın
Yalnızca mutluluktan ağlaşsak yaşın yaşın

Kadir Tozlu
14.02.2012

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.