Amaç , üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi ?

Yıllar önce bir hocamın anlattığı ve aslında çok meşhur olan
bu hikayeyi, zihnimin asla unutulmaması gereken şeyleri topladığı bölümüne koymuştum o dönemde.

Sevgili Mr.Orpen’in “eleştiri tahammülsüzleri” başlıklı yazısını okurken tekrar hatırladım ve sizlerlede paylaşmak ,bilenler içinde hatırlatmak istedim.
“Hindistan ‘ da çok ünlü bir ressam varmış…

Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş…
Ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş…

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş…

Ranga Guru ise;

– Sen artık ressam sayılırsın Racaçi.. artık senin resmini halk değerlendirecek. diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş.

Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş.

Raciçi denileni yapmış…

Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki,
tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor…

Çok üzülmüs tabii.

Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki..
Alıp resmi götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün oldugunu belirtmiş.
Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş.
Raciçi yeniden yapmış resmi ve yine Ranga Guru’ya götürmüş.
Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru…
Ama bu defa yanına bir palet dolusu çesitli renklerde yaglı boya,
birkaç fırça ile birlikte…

Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş.

Raciçi denileni yapmış…

Birkaç gün sonra gittigi meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış…

Okumaya devam...  Sadece Tek Bir Kişinin 100 Alabildiği Sınav Sorusu

Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış..
Ranga Guru ise;

Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde
ne kadar acımasız bir eleştiri sağanaği ile karşılaşabileceğini gördün…
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı…
Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin,
yapıcı olmalarını istedin…

Yapıcı olmak eğitim gerektirir…

Hiç kimse bilmedigi bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi…
Sevgili Raciçi mesleginde usta olman yetmez, bilge de olmalısın..
Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın…

Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur…

Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma… ”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*