• Roman Özetleri

    Sol Ayağım

    Kitap severler için şüphesiz her kitabın bir anlamı vardır ancak Christy Brown’un yazdığı Sol Ayağım kitabının bence anlamı çok çok fazladır. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak bir sıkıntısı olmayan pek çok insanın toplumsal hayatta mazeretlerin gölgesine sığınarak sorumluluklardan kaçmaya çalıştıklarını görebiliyoruz. Sol Ayağım isimli kitap bana göre mazeretleri tamamen ortadan kaldırabilecek türden bir kitaptır. ******************************************************************************************************* Yazar beyin felci ile doğar, sol ayağından başka organını kullanamaz, doktorlar onun fazla yaşayamayacağını söylerler. Ancak annesi doktorların ne dediğine bakmaksızın oğlunun fiziksel ve zihinsel gelişimi için mücadelesini sürdürür. Yazar uzunca bir süre vücudunu hareket ettiremeden sadece çevresini gözlemleyerek yaşantısını sürdürür. Ancak bir gün ablasının ödev yaptığı bir esnada onu seyrederken o da ablası gibi ödev yapmaya…

  • Hikayeler,  Roman Özetleri

    Yolunu Şaşıranlar

    Karanlığa gömülmüş yazlık bir semt. Köy kilisesinin çanı gecenin 1’ini vuruyor. İki avukat, Kozyavkin ile Layev, her ikisi de çakırkeyif, yalpalaya yalpalaya ormandan çıkıyorlar, yazlık evlerine doğru yürüyorlar. Kozyafkin durup soluklanarak; –    Çok şükür gelebildik, diyor. Şu durumumuzda istasyondan buraya dek beş fersah yol yürümek büyük bir başarıdır. Ah, öyle yoruldum ki! Arabacılar da sözleşmişler sanki, birini bile bulamazsın! Layev; Petya, iki gözüm, diyor. Benden pes! Öyle yoruldum ki, beş dakika sonra yatağa girmezsem ölüm çıkar. –    Ne, yatmak mı dedin? Sen aklını kaçırmışsın, arkadaş! Yağma yok, önce yemeğimizi yiyeceğiz, kırmızı şarabımızı içeceğiz, sonra da istediğin kadar uyu! Veroçka da, ben de daha önce uyumana izin vermeyiz!.. Şu evlilik iyi şeymiş, azizim.…

  • Roman Özetleri

    Tanrı Misafiri

    Hoca Ali Efendi,, Bursa’daki konağında, Mangal başında, ak­şam kahvesini içerken kapı çaldı. Gelen kişi, kendisini, Muğ­la’dan, Hoca Ali Efendi’nİn arkadaşı rahmetli Hacı Hafız’ın oğlu Hafız İlyas olarak tanıtınca, içeri buyur edildi. Hafız İlyas, kendi­sine gösterilen sedire oturmayıp, kapının dibindeki bir şilteye usulca ilişiverince, Hacı Ali Efendi, iki gün evvel belediye mecli­sinde medreseden yetişenler aleyhinde söylenen sözleri hatırla­yıp: “….Herifler, dedeniz yaşında adamlara karşı, bacak bacak üstüne atıp ötmesini bilirsiniz. Gelin de gözlerinizle görün… Medresede oku­muş adamın terbiyesi bakalım hanginizde var?” diye söylendi. Hoca Alî Efendi’nİn babası zamanında konaklarında çifter çifter kazanlarda yemekler pişirilir, gelene gidene yedirilirdi. Hacı Hafız’ın da babasının yanında önemli bir yeri olduğu için, onun oğlunu da sevinerek misafir…

  • Roman Özetleri

    Aşk-ı Memnu

    “Aşk-ı Memnu” da Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası gibi edebiyatımızdaki ilk realist romanlardan biridir. Bu eser Halit Ziya’nın en başarılı romanı sayılmaktadır. Romanda II. Abdülhamit’in baskıcı yönetiminden dolayı toplumsal sorunlara değinilmemiş; bunun yerine yaşamlarında aşktan başka dertleri olmayan, varlıklı, hazır yiyen, Batılı yaşam biçimine düşkün kişilerin aşk serüvenleri anlatılmıştır. Roman kahramanları içinde bulundukları çevrede başarılı bir şekilde tahlil edilmiştir. Eşyanın yani dış dünyanın tasviri gerçekçi ve canlıdır. Romanın yapısı, ruhsal çözümlemelerdeki ustalık gibi özellikler yönüyle Halit Ziya’nın Fransız romanından etkilendiği anlaşılmaktadır. Romandaki dil oldukça kuvvetlidir. Aşk-ı Memnu “Yasak Aşk” anlamına gelmektedir. Bundan anlaşılacağı gibi romanda uygunsuz bir aşk anlatılmaktadır. Romanın Özeti: Eğlence düşkünü, genç ve güzel görünme heveslisi, lüks yaşamayı…

  • Harem
    Roman Özetleri

    Harem

    KİTABIN KONUSU : Şişli’de yaşayan bir çiftin hayat hikayesini ele alır. KİTABIN ÖZETİ : Şişli’de bulunan Sermet ve Nazan’ın  yaşantısını ele alır. Bu çift çok mes’ut bir hayat yaşar. Bu hayatları evlenecek olan yeni çiftlere örnek olacak seviyededir. Hatta halk arasında “işte saadetin timsali” şeklinde ithamlarda bulunuyorlardı. Yalnız bir gün öyle bir olay olur ki evde kavga etmeye ve birbirlerine kötü sözler söylemeye başlarlar. Bu mutlu çiftin Refi ve Meliha isimli dostları vardır. Bunların da Sermet ve Nazan gibi mutlu hayatları vardır.   Sermet, Nazan’Ia Refi ile evlerinde konuşurken yakalar ve aşk yaptıklarını zanneder. aynı zamanda Meliha’da oradadır ve Nazan’da kocasının kendisini Meliha ile aldattığını zanneder. O günden sonrada Nazan babasının evine…

  • Roman Özetleri

    Kırık Hayatlar

    Ömer Behiç yıllardır hayalindeki eve nihayet kavuşmuştu.Yatılı okulda okuduğu yıllarda hayal ettiği sıcak yuvasın a kavuşmak için çok beklemişti.Bu gün onun en büyük hayaline kavuştuğu gündü. Ömer Behiç bir doktordur.Ailesi onun siyasal okuyup önemli bir memur olarak devlet dairesinde çalışmasını istiyordu. Böylece onun hayatını kurtaracağını düşünüyorlardı. Fakat  o ailesinden gizli olarak tıbbiyenin sınavlarına girer ve kazandığı gün gelir, ailesine haber verir.Bundan sonra ailesi de onun seçimini kabul etmek zorunda kalır.Okulda çok başarılı bir öğrencidir. Geçmişinden gelen eziklikten dolayı pek sosyal bir insan değildir.Arkadaşları onu inek diye nitelendirir. Onu sosyal etkinliklere katılmaya ikna edebilen tek kişi vardır. O da arkadaşlarının tabiri ile ‘Piç Bekir’dir.Okulun son senesinde Ömer Behiç Babasını kaybeder. Okul…

  • Hikayeler,  Roman Özetleri

    Öldükten Sonra Tanrı ile Karşılaşan Birinin Hayatın Anlamını İdrak Ettiği Enfes Hikaye: Yumurta

    Geçtiğimiz yıllarda çok ses getiren ve filme de uyarlanan Marslı’nın yazarı Andy Weir’ın bu güzel hikayesini Sözlük yazarı “karaage” çevirerek güzel bir amme hizmeti yapmış. Evine giden yolda öldün Bu bir trafik kazasıydı. Dikkate değer pek bir şey yoktu -ölmüş olman haricinde-. Geride eşini ve iki çocuğunu bıraktın. Senin için acısız bir ölüm oldu. Sağlık görevlileri ellerinden geleni yaptılar ama beyhude yoruldular. Vücudunun her yeri öylesine parçalanmıştı ki, inan bana ölmüş olman çok daha iyi. Böylece benimle tanıştın. “ne… ne oldu?” diye sordun. “neredeyim ben?” “öldün” dedim, lafı dolandırmadan. kelimeleri evirip çevirmenin anlamı yoktu. “yolda bir… bir kamyon vardı ve arabam savruluyordu…” “aynen öyle” dedim. “yani ben… öldüm mü? “hı…

  • Roman Özetleri

    Ferit Edgü’nün 40. Yılına Giren “Hakkari’de Bir Mevsim” Romanından 15 Alıntı

    Ferit Edgü tarafından 1977 yılında kaleme alınan Hakkari’de Bir Mevsim romanı, yazarın gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak kurguladığı eseridir. 1988 yılında Onat Kutlar tarafından senaryolaştırılarak aynı isimle sinema filmine de uyarlanmıştır. Eser, taşıdığı hikaye itibariyle bir dönem anlatısı sunduğu gibi, coğrafi bir değişimin insan hayatındaki mutlak etkilerini de kültürel ikilikler üzerinden ele alarak anlatmıştır. Yayımlanışının 40. yılında özel bir baskıyla yeniden okurlarıyla buluşan eser, pek çok açıdan yakın tarih hafızasına önemli bir geri dönüştür. 1. “Uzun gecelerde, yalnızlığın gecelerinde, bir de bakarsınız ki, o dilinden anlamadığınız kitap, sizin dilinizden anlamaya başlamış ve size açılıyor.” 2. “Dalgalarla boğuşulur. Limanlar özlenir. Bir kuytu limanda demir atılır. Fırtınanın dinmesi beklenir. Sonra yeniden rota çizilir. Sonra yeniden…

  • Roman Özetleri

    Piri Reis ve Nostradamus

    Beş asır önce çizdiği haritanın sırrı hala çözülememiş, dünya tarihinin en önemli denizcilerinden biri sayılan Piri Reis, nedense kendi topraklarında fazla tanınmaz. Piri Reis,  İzmirli yazar Sercan Leylek’in yeni çıkan tarihsel kurgu romanının baş kahramanı. 500 yıl önce daha keşfedilmemiş coğrafyaları haritasında gösteren Piri Reis, daha sonraları bilim ötesi teorilere de ilham kaynağı olmuştu. Onunla aynı dönemde yaşamış Fransız doktor ve kahin Nostradamus, kendisi gibi gelecek görüsü kuvvetli olan Osmanlı denizcisi Piri Reis ile karşılaşmış olabilir mi?  Ege sularında ve Oslo sokaklarında geçen iki macerayı anlatan Piri Reis ve Nostradamus romanı, dünya tarihinin iki önemli karakterini daha yakından tanımamıza vesile olacak. Ayrı ayrı Piri Reis ve Nostradamus’un kronolojilerini araştıran genç…

  • Roman Özetleri

    Zulüm Dağları Aşar

    1910 yıllarında , Osmanlının gide gide küçüldüğü bir dönemde olay cereyan etmektedir. Anadolunun küçük güzel bir köyünde, babasını, eşini ve kardeşini kara düşmanla şavaşırken şehit veren Fatma hanım henüz üç aylık evli olan oğlunu savaşa göndermenin verdiği hüznü ve mutluluğu iç içe yaşıyor. Ağıtlar ince bir ezgiyle taze gelinlerin yiğitlerine hicranları:   “Ağamı yolladılar Yemen iline Çifte tabancalar taktı beline Duvağımı takalı onbeş gün oldu Ayrılmak mı olur yeni geline.”   Bu ağıtlar köyün sokaklarından yankılanıyor.”Yaktı Hocam gelinlerin acıklı ağıtları içimi”  Şair diyor ve diyor köyün imamı Abdullah Efendi’ye . Şair ve Abdullah Efendi kolkola takılıp imparatorluğun yaşadığı karanlık günleri düşünerek adım adım yol alıyorlardı. Bir kaç hafta sonra, postacı…