• Efsaneler

    Oraya 1865’ten beri giden geri dönmedi

    Rusya’daki “Ölüm şehri” Dargavs’a giden geri dönemiyor ! Rusya’nın Kuzey Osetya bölgesinden geçen 5 sıradağın birine kurulu olan şehir, hakkındaki şehir efsaneleri ve hikayelerin yanısıra, ulaşım zorluğundan dolayı da pek popüler bir gezi mekanı değil. Bölgeye dar, virajlı ve puslu tepeleri aştıktan sonra varabiliyorsunuz.Sisli dağ havasının arasından görebildiğiniz kadarıyla şehir bir tepe üzerine kurulu beyaz evlerden oluşuyor.İşte şehre ününü kazandıran da bu evler.Beyaz evlere benzeyen bu yapılar, sayısız taş kriptolar aslında.Çocukken birbirimizi korkutmak için derdik ya “Olm, burası var ya eskiden mezarlıkmış”, aha orası işte burası.Eski Osetyalılar sevdiklerini bu kriptolara gömermiş, bina ne kadar yüksekse, içinde o kadar çok ölü gömülü demek.Bilinen en eski kripto ta 16.yy’a gidiyor.   Bölgeyi…

  • Efsaneler

    Hıdırellez

    Hızır ve İlyas, Hükümdarın ordusundaki iki askerdir. Hükümdar bir gün ordusuyla birlikte ölümsüzlük suyunu (Ab-u Hayat) aramaya çıkar. Yolculukta, Hızır ve İlyas diğer askerlerden ayrılırlar. Bir subaşında durup, yemek için kurutulmuş balık çıkarırlar. Tam bu esnada deniz suyu balığa sıçrar, balık canlanır ve suya atlar. Böylece Hızır ve İlyas ölümsüzlük suyunu bulmuş olurlar. Bu sırada bir melek gelir. Hızır ve İlyas’ın kıyamete kadar yaşayacaklarını, fakat Hızır’ın karada, İlyas’ın denizde ihtiyacı olanlara yardım edeceklerini bildirir. Hıdrellez günü yani 6 Mayıs’ta Hızır ve İlyas’ın buluştuklarına, onların buluşmalarıyla ölü tabiatın canlandığına inanılır. Halk inanışına göre 6 Mayıs’ın yağmurlu geçmesi, Hızır ve İlyas’ın buluştuklarında sevinçlerinden ağlamalarının ve bulutların da onlara katılmalarının bir ispatıdır. Dilek’leriniz…

  • Efsaneler,  Genel

    Şahmeran

    Anadolu’nun en eski anlatılarından biri olan ve Anadolu’daki pek çok evde kendine figür olarak yer bulan Şahmeran’ın (Şahmaran) hikayesi. Yılanların kraliçesi Şahmaran (Şahmeran) Türk mitolojosindeki karşılığı için erbükelerin atası, yılan ata/ana motifi; Hint mitolojisindeki karşılığı için de nagaların kraliçesi ananta şeşa diyebiliriz belki (ki dünya mitolojilerinde bu yarı insan yarı yılan varlıklardan çok var) ama genel kabul, Şahmaran’ın aslen anadolulu olduğu yönünde… Tarsus başta olmak üzere anadolu’nun pek çok bölgesinde bolluk, bereket simgesi olarak şahmaran figürleri görüyoruz. insanlar evlerine asıyorlar ya da kapılarına kabartma motiflerini işliyorlar. Sevilen bir karakter çünkü bereket bir yana, koruyuculuğuna da inanılıyor. Hatta tarsus’taki şahmaran hamamı’nda yıkananların gençleştiği ve şifa bulduğu da söyleniyor çünkü rivayete göre…

  • Efsaneler

    Cami Kapısında Ölümsüzleştirilen 800 Yıllık İmkansız Aşkın Silüeti

    Niğde Alaaddin Tepesi’ndeki Alaaddin Camisi, doğu kapısının üstündeki taş işlemede güneş ışınlarının yansımasıyla ortaya çıkan taçlı kadın başı silüetiyle ilgi görüyor. Şehir efsanesine göre işlemeyi bir aşk hikayesi doğurmuş. Niğde’nin kent merkezindeki Alaaddin Tepesi’nde, 1223’de Zeyneddin Beşare tarafından iki kardeş ustaya inşa ettirilen tarihi caminin doğuya bakan kapısının üst kısmındaki taş işlemeye 09.00-11.00 saatlerinde düşen gölge, “taçlı kadın başı” silüeti oluşturuyor. UNESCO’nun Dünya Kültür Geçici Miras Listesi’nde yer alan camiyi görmeye gelen turistler, kapıdaki kadın silüetine yoğun ilgi gösteriyor. Oldukça sade inşa edilen caminin giriş kapısında ve mihrabındaki süslemeler de ilgi odağı oluyor. Şehir Efsanesine Göre Bir Aşk Hikayesinin Eseri Halk arasında yaygın şehir efsanesine göre, camiyi inşa eden ustalarından…

  • Efsaneler

    KEDERLİ KIZ ARİANE

    Ariane, kıyılarında dalgaların kudurduğu, Naksos adasında yaşıyordu… Aşktan nasibini alamamış kederli kız Ariane, sevgilisi Theseus tarafından terkedilmişti. Bu acıyla ağlayıp sızlıyor, Theseus’a beddualar ediyordu. Bazen kıyıda kumlar üzerine uzanıyor, kumları gözyaşları ile ıslatıyordu. Bazen de denize hakim yüksek bir kayaya çıkıyor ve Theseus’u götüren mavi geminin uzaklarda kayboluşunu tahayyül ederek, ayrılık gününü içi yanarak anıyor ve bağırıyordu: -“Theseus! Duygusuz, taş gibi bir yüreğin var! Seni hangi dişi aslan dünyaya getirdi? Senin yanında ne kadar mesuttum. Her şeye boyun eğen bir köle gibi sana hizmet etmedim mi? Senin yorgun ayaklarını yıkayan ben değil miydim? Yatağının üzerine erguvan renkli örtüyü kim yayıyordu? Beni bu ıssız adada bırakıp gideceğine, babamın evine götürseydin. Bundan…

  • Efsaneler

    Çiçekle Suyun Hikayesi

    Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su’ya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, “Sırf senin hatırın için ey su” diye… Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur. Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba “Su beni seviyor mu?” diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle… Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir…

  • Efsaneler

    KISSA’DAN HİSSE

    Sultan Murad Han o gün bir hoş”tur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar: – Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var? — Akşam garip bir rüya gördüm. – Hayırdır inşallah?.. — Hayır mı şer mi öğreneceğiz. – Nasıl yani? — Hazırlan, dışarı çıkıyoruz. Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt’a çıkar, döner Vefa’ya, Zeyrek’ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar; — Kimdir bu? Ahali:…

  • Efsaneler

    Akdamar Efsanesi

    Akdamar Adasında bulunan Baş keşiş dediği dedik bir adamdır. Tamara adında güzeller güzeli bir de kızı vardır. Tamara dinsel bayramlarda giyinip kuşanıp da başına çiçeklerden taç takarak bir dolandı mı, öbür keşiş kızları ne yapacaklarını şaşırır, içten içe onu kıskanır ona diş bileyip tuzaklar hazırlarlar. Adanın karşısında, Gevaş yakınında yalnız yaşayan genç bir delikanlı vardır. Delikanlı gündüzleri gölden avladığı balıkları yer, martılarla söyleşir, sulara dalar, saatlerce yüzer, yorulunca da ağaçların serin gölgesinde uyur. Yüzücülükte üstüne yoktur. Günün birinde gene sulara dalıp çıkarken, adaya iyice yaklaşır, merakını yenemeyip karaya çıkar, bir badem ağacı ardına gizlenir, çevreyi izlemeye başlar. Birden badem çiçeklerinden tacıyla tatlı bir ezgi mırıldanan Tamara’yı görür. Kız bir ses…

  • Efsaneler

    ŞAHMARAN

    Efsaneye göre Şahmaran yüzlerce yıl önce Tarsus’ta yaşayan yılan vücutlu kadın başlı bir kahraman. Bahçesinde insanoğlunu cezbedecek her türlü yiyecek ve ziynet eşyası bulunan Şahmaran kimsenin bilmediği bir yerde insanoğlundan uzakta yerin altında yaşıyormuş. Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab bir gün ormanda bir kuyu dolusu bal bulmuş. Balı çıkarmak üzere kuyuya inen Camsab’ı bütün balı yukarı çeken arkadaşları aç gözlülükleri yüzünden kuyuda bırakmış. Yalnız başına feryat eden Camsab tam da ümidini kesmişken topraktan iğne deliği büyüklüğünde ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği deliği büyüten Camsab ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girmiş. Bu bahçede dünyada eşi benzeri olmayan çiçekler ortasında bir havuz ve çevresinde oturaklar ile bir yığın yılan bulunuyormuş. Havuzun başındaki…

  • Efsaneler

    Gelin Pınarı

    Gelin Pınarı Efsanesi Tunceli yöresine ait bir efsanedir. Bu yörede yaşayan ailelerden birinin genç oğlu ile genç kızı evlendirilir. Yeni gelin yöre adetlerine göre belli bir süre evde kaldıktan sonra, bir gün kaynanası kendisine; -Haydi gelinim, şu bakracı al sağım yerine getirilen hayvanlarımızı sağ ve sütü al getir, der. Gelin bakracı alır, köyün diğer genç kızları, gelinleri gibi o da sağım yerine gelir ve kendilerine ait bütün sütlü hayvanları sağar, bakracını sütle doldurur. Ancak en son sağdığı kara keçi birden ayağını bakraca vurur. Süt dolu bakracı devirir, bütün süt akar gider. Gelin birden şaşırır, çok üzülür. Ağlamaya başlar. “Daha yeni gelinim. Bana elinden iş gelmez, beceriksiz gelin diyecekler. Benimle alay edecekler, diye…