• Edebiyat

    Elif Şafak’dan 5 Etkileyici Sözle Aşk

    Günümüzün üstadlarından Elif Şafak’ın kitaplarında okuduğumuz ve etkilendiğimiz sözlerinin “aşk” üzerine  en çarpıcı olanlarını gönül telimizi titretmeksizin okumak gerçektende mümkün olmuyor. Şüphesiz kelimelerle oynama şekli ve verdiği mesajlar bu etkileyici aşk sözlerine de yansımış. 1- Görsen, hayalimdeki seni kıskanırsın. 2- Ya aşkı öğret bana. Ya da aşkın yokluğunda üzülmemeyi.   3- Aşk sonradan gelmez hiçbir zaman. Varsa vardır, o kadar. 4- Ya ortasındasındır AŞK’ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.   5- Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, onda kendini kaybetmeyi gerektirir.

  • Edebiyat

    Zülfü Livaneli’nin Kaleminden Etkileyici 10 Alıntı

    1. “Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad’i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet’lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi. 2. İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor… 3. Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür. 4. Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz…

  • Edebiyat

    Kurt Cobain’in İz Bırakmış En İçten 12 Sözü

    1.”Eğer gözler ruhumuzu gösterebilseydi, gülümsememi gören herkes ağlardı.” 2.”Gençliğin görevi yozlaşmaya meydan okumaktır.” 3.”Solup gitmektense, yanıp kül olmak daha iyidir.” 4.”Kuşlar her sabah avazları çıktığı kadar bağırarak bize o korkunç, acımasız gerçeği haykırıyorlar. Maalesef ki biz kuşların dilinden anlamıyoruz.” 5.”Punk müzikal özgürlüktür. İstediğini söylemek, istediğini yapmak ve istediğini çalmaktır. Nirvana kelimesi de dış dünyanın acısından kurtulmak anlamına geliyor. Benim Punk anlayışımın tam karşılığı da bu.” 6.”Bebek sahibi olmaktan daha güzel bir şey yok. Bebekleri her zaman çok sevdim. Kendi çocuğum olduğunda çok yorucu olacağını da biliyordum. Frances doğduğundan beri bakış açımın ne kadar değiştiğini tarif bile edemem. Ona sarılmak dünyanın tüm uyuşturucularından bile daha harika bir his.” 7.”Olmadığım biri gibi…

  • Edebiyat

    Önce miydi, sonra mıydı, yağmur muydu ???

    Sonra yağmur başladı… Serindi. Denizin iyot kokusu, yosun kokusu, tuz kokusu, çakıl taşlarının kum kokusu billur damlalarda toplanmıştı. Yüzümü göğe kaldırdım. Sonbaharın sarı yapraklarında nefeslenen damlaların savruluşlarını seyrettim. Damlalarda gökkuşağı kırılıyordu. Ya da ben öyle sandım. Bir yağmur damlası gözümün tam içine düştü. Acı duydum. O serin ıslaklık, burgu gibi gözbebeğimden yüreğime kadar indi. Gökkuşağı uzaklarda parça parça oldu. Belki de olmadı, ben öyle sandım. Saçlarım yüzüme yapışmıştı ve ellerim üşüdü birden. Durup dururken sokağım yabancılaştı gözümde. Telaşlandım, güvensiz hissettim kendimi. Tüyleri ıslanmış, ıslanınca daha da siyahlaşmış, sert ve uzun gagalı kargalar havalandı köşe başından. Islak kanatlarının gürültüsü sonbaharın sessizliğinde yankılandı. Belki de yankılanmadı, ben öyle sandım. Yağmur gürültüsüzdü. Sadece…

  • Edebiyat

    Kadınlara Dair Muhteşem Öyküler

    1. O. Henry (William S. Porter)(1862 – 1910), Harlem’de Dram (Anadan Doğma Diktatör) O. Henry, Amerika’nın en popüler kısa öykü yazarlarındandır. Gerçek adı William S. Porter’dır. Kullandığı takma adın, üç yıl boyunca yanlarında yaşadığı Joseph Harrell ve ailesinin, kedileri Henry’ye sık sık Oh, Henry diye hitap edişinden geldiği söylenir. 1898 yılı başlarında banka memurluğu sırasında zimmetine para ge­çirmekten suçlu bulunarak, Ohio hapishanesinde beş yıl hapse mahkum olur. Yayınladığı üç yüzü aşkın öyküyle, Amerika’nın en sevilen ve yapıtları en çok okunan kısa öykü yazarı olarak dünya çapında bir üne kavuşur. Eski bir kaçak ve mahkum olarak, yazın dünyasında kendine benzersiz bir yer edinen yazar, hayatını adeta bir O. Henry öyküsü gibi yaşar. Harlem’de…

  • Edebiyat

    Yaşam Nedir ?

    Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte, yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden… Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan… Mutluydum rüzgarla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken, mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken… Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları yeryüzünde… Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin peşinde… Bazen bir kuşun kanadına karışır, uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte. Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana… Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında… Sığınırken bir kaya kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce… Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için…Toprağa karışmak istedim, çoğalmak…

  • Edebiyat

    Talih Her Zaman Gülmez

    Seversiniz bazen… Bir kuşu beslemek misali, karşınızdaki insanı sevginizle beslersiniz. Farklıdır sevmesi insanların… Kimi kafese tıkar kuşunu öyle besler, alır özgürlüğünü elinden, seviyorum sanır. Öyle sandıkça sıkar karşısındakini, bunaltır. Ufacık bir fırsat bulsa kaçmak, kurtulmak ister artık kuş. Aslında korkularından yapar insan bunu, karşısındaki insana anlatamaz, anlatmasını bilmez. Bir başka insana gitmesini istemez. Her koca devin koca korkuları vardır, kimse bilmez. Kimi de serbest bırakır kuşunu. Salıverir gökyüzüne, döner gelir elbet der, döner gelir seviyorsa. Alır riski çekinse de birşeylerden. Bilir ki; koysa kafese bir gün kesin kaçıp gidecek, bir gün kesin terkedecek. Serbest bırakır! Döner gelir o da karnı acıktıkça, yüreği sevgiye acıktıkça. Ne kadar çekinse de bilir geri…

  • Edebiyat

    Bulutlar Geliyor Üzerime

    Bulutlar geliyor karşıdan koşarcasına; kararmış bulutlar, yanık bulutlar… Gönlümden sel olup taşarcasına, gurbet yollarından dönmüş bulutlar… Hüzünlerle çile yüklenmiş, umuttan yana sisli bulutlar. Şafak vaktinde üç kere, beş kere öpüp, güllerden bir demet yapmıştım avuçlarımda. Ne yazık ki ne söyleyebildim, ne de bir yol bulup gönderebildim sana. Derdiğim güller yerlere düştü, sevincim mum alevi gibi söndü, gül bahçesinden ayrıldığımda… Baktım ki o an, çalı dikenli karanlık bir yoldu uzanan karşımda. Hiç birşey düşünmeden saptım o yola… Üstüm başım berbat, saçlarım darmandağınık, pabuçlarım yırtık, ellerim kan içinde, yürüyordum usul usul zorluklarla. Yorgundum, soluksuzlanmıştım. Artık nice şeylerden geçmiştim, bir damla suydu isteğim… Ne yazık ki bir çeşme bulup, içememiştim… Sonbaharın rengi gibi,…

  • Edebiyat

    BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ!

    Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir…

  • Edebiyat

    Kendinizi Yeniden Keşfedeceğiniz Türk Klasikleri

    Türk klasiklerini okursanız, karşınıza onlarca farklı figür, yaşantı, kültür çıkar ve dahası bunların hemen hepsi kurmaca da olsa gerçekleri anlatır. Klasiklerin her okunduğunda kişiye farklı, yeni şeyler söylediği bilinir. Bu özellik diğer eserlerde de görülebilir ama klasikler okuyucuya adeta kendini tek seferde tamamen açmayan, satır aralarında her daim keşfedilecek yeni şeyler içeren bir yapıya sahiptir. Dağın arkasında her zaman bir başka dağ bulunur. Türk romanı da 19. yüzyıldan bugüne kadarki gelişimi sırasında bize oldukça önemli klasikler bırakmıştır. Hem Türkçe’nin pırıl pırıl kullanılması hem de yaşadığımız toplumu daha iyi anlamamız açısından da birkaç, hatta onlarca klasiğin başucumuzda olması önemlidir. Listelediğimiz Dünya Klasikleri’nin yanı sıra Türk Klasikleri’ne de bakmak isteyenlere bir derleme sunuyoruz. İyi…