• Atasözleri Hikayeleri

    Tencere Yuvarlanmış Kapağını Bulmuş

    Bir zamanlar Şenn adında çok zeki ve bilgili bir adam yaşamaktaydı.Bu adam bir gün kendisi gibi bilgin ve akıllı bir kız bulup evlenmek için atına atlayıp yola çıktı.Yolda bir adama rasladı.Adam köyüne gidiyordu.Şenn de adama katılıp birlikte yolculuk etmeye başladılar. Şenn adama sordu:- Ben mi seni yükleneyim, yoksa sen mi beni yüklenirsin? Adam: – Bu nasıl söz?İkimiz de atlıyken birbirimizi nasıl yükleniriz?” diye yanıt verdi. Biraz ilerleyip köye yaklaştıklarında, Şenn biçilmiş ekinleri görünce tekrar sordu: -Bu ekinler yenmiş mi yenmemiş mi? Adam iyice sinirlendi: -Be cahil adam! Ekini saplarıyla görüyorsun da yenip yenmediğini mi soruyorsun? Köye varınca da bir cenazeye rastladılar. Şenn yine sordu: – Bu tabutun içindeki ölü mü,…

  • Atasözleri Hikayeleri

    ACELE İŞE ŞEYTAN KARIŞIR

    Şam da yaşayan beylerden birinin güzel sesli bir kölesi varmış. Bey ne zaman alışverişe gönderse köle, gittiği yerden mutlaka geç dönermiş. Kölenin güzel sesine bayılan çarşı esnafı, köleyi, kolundan bacağından tutar; zorla şarkı, türkü okutturur, geç kalmasına yol açarlarmış. Yine bir gün Bey, bir testi alması için kölesini çarşıya göndermiş. Köle çarşıya giderken yolda bir kervanla karşılaşmış. Kervandakiler onu tanıyınca hemen durdurup: – Biz Mısır a gidiyoruz, sen de bizimle gel. Sen bize şarkılar söylersin, biz de senin her ihtiyacını karşılarız. Hem gezer hem eğleniriz, demişler. Köle: – Olmaz, benim işim var, der. Kervandakiler köleyi zorla yanlarına alıp yollarına devam etmişler. Mısır da bir yıl kadar kaldıktan sonra Şam’a geri…

  • Atasözleri Hikayeleri

    Aç Ayı Oynamaz

    Birisinden bir iş bekliyorsanız, ihtiyaçlarını da karşılamanız gerekir. Ormanda odun  toplayan  bir oduncu, annesini kaybetmiş  bir ayı yavrusu  görür.  Aç, susuz  yavruyu atar heybesine, evine götürür.  Suyunu verir, karnını  doyurur.  Zamanla  büyür  yavru. Gücü  artar, pençeleri sertleşir.  Elinde olmadan sağa sola zarar vermeye başlar. Oduncu, genç  ayıyı bir zincirle  bağlayıp,  pazara götürür. Bir alıcı ilgilenir ayıyla. Zincirinden çeker, çevresinde dolaşır, sonra da, “Oynar mı bu?” diye sorar. Oduncu, ayıyı elden  çıkarmaya  kararlı,  “Oynar, oynar,” diye karşılık verir. Bunun  üzerine  adam,  “Oynasın  da  bir  görelim,” demesin  mi? Oduncu bir  an  ne  diyeceğini  bilemez.  Biraz yutkunup  kafasını kaşıdıktan sonra, “Oynar, oynar ama,” der, “önce karnını doyurman lazım. Aç ayı oynamaz!”

  • Atasözleri Hikayeleri

    Püf Noktası

    Vaktiyle testi ve çanak-çömlek imal edilen kasabalardan birinde, uzun yıllar bu meslekte çalışan bir çırak, kalfa olup artık kendi başına bir dükkan açmayı arzu eder olmuş. Ne yazık ki her defasında ustası ona: – Sen, demiş, daha bu işin püf noktasını bilmiyorsun, biraz daha emek vermen gerekiyor. Ustanın bu sonu gelmez nasihatlerinden sıkılan kalfa, artık dayanamaz ve gidip bir dükkan açar. Açar açmasına da yeni dükkanında güzel güzel yaptığı testiler, küpler, vazolar, sürahiler onca titizliğe ve emeğe rağmen orasından burasından yarılmaya, yer yer çatlamaya başlar. Kalfa bir türlü bu çatlamaların önüne geçemez. Nihayet ustasına gider ve durumu anlatır. Usta, – Sana demedim mi evladım; sen bu işin püf noktasını henüz…

  • Atasözleri Hikayeleri

    Kim Takar Yalova Kaymakamını

    Bir gün Yalova’ya genç, yeni mezun bir kaymakam atanmış. İlk kez göreve başlayacak olan Kaymakam, İstanbul’dan vapura binerek Yalova’ya hareket etmiş. Yalova’ya geldiğinde iskelenin tıklım tıklım insanlarla dolu olduğunu görmüş. Güverteye çıkmış, etrafa gülümseyerek bakıyormuş. Yanından geçen bir boyacıya usulca sormuş: -’Bu kalabalık Yalova Kaymakamını bekliyor değil mi? Boyacı, gülmüş: -’Kim takar Yalova Kaymakamını ağabey. Halk Gazi Paşa’yı bekliyor’ demiş. Meğer, o gün Yalova’ya Atatürk geliyormuş, kalabalık da Atatürk’ü karşılamak için toplanmış  

  • Atasözleri Hikayeleri

    Bir kaz göndersem yolar mısın ?

    Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah ihtiyarı selamlamış. – “Selamünaleyküm ey piri fani” – ” Aleykümselam ey serdar’ı cihan…” Padişah sormuş. – ” Altılarda ne yaptın ?” – ” Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor…” Padişah gene sormuş. – ” Geceleri kalkmadın mı ?” – ” Kalktık…Lakin, ellere yaradı…” Padişah gülmüş. – ” Bir kaz göndersem yolar mısın ?” – ” Hem de ciyaklamadan…” demiş adam. Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş. – ” Ne konuştuğumuzu anladın…

  • Atasözleri Hikayeleri

    Burnundan Kıl Aldırmamak

    Zengin yaşlı bir adam bir sabah müthiş bir baş ağrısıyla uyanır, İlaç alır, geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır. Doktor muayene eder, ağrının sebebini anlayamaz sadece ağrı kesiciler verip, gider. Fakat adamın baş ağrısı geçeceğine daha da artarak sürer. Baş ağrısının yanında gözleri de yaşarmaya baslar. Başka doktorlar çağrılır. Adam ağrıyı kesene servet vaat eder. Ama doktorların hiçbiri ağrıyı kesemediği gibi sebebini de bulamaz. Baş ağrısından geceleri de uyuyamayan adam iyice kötüleşmiştir. Baş ağrısı ve devamlı gözyaşları hayatı çekilmez kılmıştır. Tedavi için yurtdışına da giderler, hastanede uzun bir süre kalır, çeşitli testler yaparlar bir türlü doktorlar teşhis koyamaz. Memleketine evine dönmesini orda dinlenmesini daha doğrusu son…

  • Atasözleri Hikayeleri

    Günümüze Kadar Gelmiş 9 Deyimin Hikayesi

    Dingonun Ahırı Atlı Tramvaylar zamanında, tramvaylar 2 atla çekilirken dik Şişhane yokuşunu çıkabilmek için Azapkapı’dan takviye at alarak yokuşu çıkabilirlermiş. Tramvay bu haliyle Taksim e kadar gelir, burada çıkartılan atlar, bu gün Taksim alanının batı kısmındaki sular idaresi maksemi ile Fransız konsolosluğu arasında bir ahırda bir süre dinlendirildikten sonra tramvaya bağlanmadan boş olarak Azapkapı ya götürülürlermiş. Taksim deki bu ahırı Dingo adlı bir rum vatandaş işletirmiş. Gün boyu bir sürü atın girip çıkmasından dolayı dilimizdeki ” Burası Dingo’ nun ahırı mı giren çıkan belli değil ” sözünün buradan geldiği söylenir. Balık Kavağa Çıkınca Eskiden İstanbul balığın ve balıkçıların şimdiye nazaran çok daha fazla olduğu bir şehirmiş. Balıkçılığın merkezi ise Yemiş…

  • Atasözleri Hikayeleri

    Atı Alan Üsküdarı Geçti

    Günün birinde, Köroğlu’nun çok kıymetli bir atını çalmışlar. Bu ata pek bir düşkün olan Köroğlu, atı bulmak için diyar diyar dolaşmaya başlamış. En sonunda İstanbul’da bir at pazarında atını bulmuş. Satıcılar Köroğlu’nu tanımıyorlarmış. Köroğlu ata alıcı olmuş.”Hele bi’ bineyim hacı, altıma yakışacak mı, oturumu rahat mı bi “Bakayım” demiş. Köroğlu üstüne biner binmez hayvan şimşek gibi koşup gözden kayolmuş. Satıcı öfkesinden köpürmüş tabi. “Hırsız var atımı çaldı yakalayın!” diye feryat ederkene, kalabalık arasından bir ihtiyar: – Atı alan üsküdarı geçti oğul, demiş. O yiğit atın gerçek sahibi Köroğlu’nun ta kendisiydi.   Kapak resmi Artist : Faruk Köksal

  • Atasözleri Hikayeleri

    Hayata Bakış Açınızı Değiştirecek 20 Kızılderili İlkesi

    Hayata bakış açınızı değiştirecek 20 Kızılderili ilkesini sizler için derledik 1. Erken uyan Dua etmek için güneşle beraber uyan. Tek başına dua et. Sen konuşursan büyük ruh seni dinleyecektir. 2. Hoşgörülü ol Yollarını kaybedenlere karşı hoşgörülü ve toleranslı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve hırs kaybolmuş bir ruhun işaretleridir. Bir gün yollarını bulabilmeleri için dua et. 3. Kendi yolunu çiz Kendini, kendin için ara. Başkalarının senin için yol çizmelerine izin verme. Bu senin ve yalnız senin yolun. Başkaları seninle beraber yürüyebilir ama senin için yürüyemez. 4. Düşünceli ve kibar ol Misafirlerine düşünceli davran. En iyi yemeğini, en iyi yatağını sun. Onlara saygı göster ve onurlandır. 5. Senin olmayanı sahiplenme! Senin…