Şaraptaki tehlike

Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Bu günlerde ülkemizin çeşitli bölgelerinde bağ bozumu etkinlikleri düzenleniyor. Bunlar şüphesiz tarım ve ülke ekonomisi açısından son derece önemli etkinlikler. Gel gör ki, “sağlığınızı koruyoruz” açıklaması adı altında şarap için konulan haksız vergiler ve tanıtım yasakları nedeniyle gerçekte bağlar çoktan bozulmuştu.

Aslında şaraplık üzüm üreticisi ilk darbeyi 2004 yılında TEKEL’in özelleştirilmesiyle yedi ve şaraplık üzüm üretimi %20’lik bir düşüş gösterdi.

Bu arada hafızamızı tazelemekte yarar var. 2004 yılında TEKEL’in alkollü içki üreten 17 fabrikası önce MEY İçki’ye 292 milyon dolara satılmıştı. 2006 yılında bu firma tarafından başka bir firmaya (Texas Pacific Group) 810 milyon dolara, 2011 yılında ise yine başka bir firmaya (İngiliz DIAGEO) 1 milyar 100 milyon dolara satılmıştı (http://odatv.com/tekel-yine-satildi-1603111200.html). Yani halkın malı üzerinden uluslararası sermaye kendi karına kar katmış, üzüm üreticisi ve fabrika çalışanları ise kaderine terk edilmişti.

Üretici tam kendini toparlama çalışırken ve yurt dışındaki yarışmalarda dereceye giren, ihracat potansiyeli yüksek kalitede şaraplar üretilmeye başlanmışken yeni bir darbe de ÖTV’den geldi. Hele ki son zamla ÖTV %30 daha artırıldı.

Bu da yetmedi, üreticiye imha edici darbeyi “tanıtım yasakları” vurdu. Düşünün, bir mal üretiyorsunuz, en yüksek vergiyi de ödüyorsunuz ancak tanıtımını yapamadan satışını yapmayı bekliyorsunuz. Şarapta olmazsa olmaz olan tadım yaptıramıyorsunuz, tüketiciye “sen al bunu ne çıkarsa bahtına” diyorsunuz, WEB sitelerinden satış yapamıyorsunuz. Sonuç ne? Butik şarapçılık için onca yatırım yapan üreticimiz artık bu işin yapılamayacağı kanaatinde.

Bu da zaten bazılarının arzusu… Sağ olsunlar şarapçılığı bitiren bu kararları bizim sağlığımız için vermişler. Konunun uzmanları, Fransa da sadece bir köy kooperatifinin ürettiği şarabı bütün ülkemiz genelinde ancak üretebildiğimizi söylüyor. Fransa’da kişi başına düşen şarap tüketimi 60 litreden fazlayken bizde bir litreden daha az. Demek ki, Fransızların sağlıkları gerçekten tehlikede…

Bu yazımızı da okuyun:  Günde 4 şişe şarap içiyordu kaç yaşında öldüğüne inanamayacaksınız

Neyse ki ülkemizde bizim sağlığımızı düşünen birileri var.

DİĞER ÜLKELER VE BİZ

Bazı ülkelerde, şarap üretimine uygun olmayan yerlerde bile şarap üretilmekte ve bu sayede kırsal kesim kalkınmaktadır. Örneğin Yunan adalarından biri olan 90 km2’lik Santorini adasında su neredeyse yoktur. Ancak, bırakın ÖTV gibi vergilerle köstek olunmayı, devletten aldığı teşvikle motive olan üretici, asmaları fotoğrafta görüldüğü gibi yere yatırmak suretiyle toprağın neminden faydalanıp, susuzluğa rağmen kaliteli şarap üretebilmeyi başarmaktadır. Bu ufacık alanda, yılda 900.000 şişe şarap üretilmekte ve adanın ismiyle marka olmuş bir şarabın şişesi 50 dolara satılabilmektedir.

Bağ alanlarımızın genişlik açısından Fransa’ya benzer olmasına rağmen, ürettiğimiz üzümün yaklaşık yüzde 2’si, Fransa’nın ürettiği üzümün ise yüzde 70’i şarap için kullanılıyor. Neden Fransa şaraplık üzüme bu kadar meraklı? Çünkü sofralık üzümle şaraplık üzümün arasında katma değer bakımından dağlar kadar fark var. Sofralık üzümün satış fiyatı bir dolarsa, orta kalitede bir şarabınki 40 dolar olabiliyor. Şüphesiz kaliteye göre bu fiyatlar ve kar oranı daha da yükseliyor.

Tarımda bizi karsız ürün deseniyle yıllardır oyalayan ve kırsal kalkınmanın önüne geçip tarımı neoliberal politikalara teslim eden zihniyet burada da kendini gösteriyor ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacak bir sektörün önüne ket vuruluyor.

Şarabın MÖ. 4000 yılında Anadolu’dan çıktığı, mitolojiye göre şarap tanrıçasının bu bölgelerde gezindiği, hatta heykelinin Şarköy’de bulunduğu, yani binlerce yıldır bu topraklarda şarap üretildiği, onca üretici bağcılığı terk etmesine rağmen halen bağ alanları bakımından dünyanın üst sıralarında olduğumuz ve bazı bölgelerimizin dünyanın en iyi şaraplarının üretilmesine uygun koşullara sahip olduğu düşünülürse kendi ayağımızla bu servetimizi terk etmenin izahını yapmak mümkün değildir.

Bizim de, istendiği taktirde çok daha mükemmel şarapları üretecek imkana ve bilgi birikimine sahip üreticimiz bulunmaktadır. Aldıkları uluslararası ödüller de bunun en iyi ispatıdır.

Bu yazımızı da okuyun:  Şarap Servisi Alırken Rezil Olmamak İçin Nelere Dikkat Etmeniz Gerektiğine Dair Kapsamlı Bir Yazı

OSMANLI, GÜNÜMÜZDEKİNDEN DÖRT KAT FAZLA ŞARAP ÜRETİMİNİ BAŞARMIŞTI

Yıllara göre değişmekle beraber yıllık şarap üretimimiz 100 milyon litreyi bile bulmazken 1900’lü yılların başında Osmanlı’da üretilen şarap üretimi 340 milyon litreye ulaşmıştı. Evet, Osmanlı’da üretimin bu kadar yükselmesinin nedeni Avrupa’daki bağlarda filoksera hastalığının ortaya çıkması ve bağların kullanılamaz hale gelmesi olabilir. Ancak günümüzde de mevcut üretimi misliyle artırabilecek pek çok imkan bulunmaktadır.

ŞARABIN DİĞER KATKISI DA TURİZME

Rusya ile yaşanan kriz turizmde çeşitlilik gerektiğini bir kez daha göstermiştir. Böylesine krizler bir yana, artık küresel iklim değişikliği nedeniyle güneş turizmi nerdeyse her yerde gelişiyor. Hatta önümüzdeki on yıllar içinde aşırı sıcaklar ve çölleşmenin turistleri güneydeki illerimizden kaçıracağı da ortada. Bu nedenle turizmde değişik alternatifleri düşünmek zorundayız.

Örneğin tüm dünyada gurme turizmi ve özellikle enoturizm (şarap turizmi) hızla gelişiyor. Çünkü zengin turistler bağ rotalarında gezip şarap tatmayı çok seviyorlar. Bu turistlerin dünyadaki sayılarının bir milyonu aştığı, günlük ortalama harcamasının kişi başına 100 Euro olduğu ve bu paranın dörtte üçünün yeme ve içmeye gittiği söyleniyor. Turist, yediği yemeğin yanında da mutlaka bölgesel şarapları da tatmak istiyor. Bizler bu turisti çekebilmek için şarap potansiyelimizi mutlaka değerlendirmek zorundayız.

SONUÇ:

Kısacası her yönüyle önem taşıyan bu sektörün gelişmesi için devletin kösteğine değil, desteğine ihtiyaç vardır. Bırakın üreticinin tanıtım yapmasını yasaklamayı,  İtalya’nın Toskana, Fransa’nın Bordo veya ABD’nin Kaliforniya Napa vadisindeki gibi bölgelerin devlet desteğiyle oluşturulması ve tanıtımının yapılması hem turizmi hem tarımı destekleyen önemli bir adım olacaktır.

Netice sağlığa zararlı olan şarap değil, tarımı da, sağlığı da neoliberal politikalara teslim etmiş, sağdan ya da soldan fark etmez her türlü zihniyettir.

Bu yazımızı da okuyun:  Hangi Şarap Hangi Peynirle İçilir?

Prof. Dr. Tamer Dodurka (Yazının yayın tarihi 12.09.2016 )

Odatv.com

Benzer Yazılar

Hits: 178

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.