Şarap: Aşkın ‘mey’i

Aşk, şiir, tasavvuf, üzüm denilince ilk akla gelenlerden biri şarap… Meyvenin mayalanmasıyla elde edilen şarap insanlık tarihinin en eski içeceklerinden biri. En çok tüketilen çeşidi ise üzümden yapılanı.

Edebiyatın önemli metaforlarından şarap aşkın en önemli sembollerinin başında geliyor… Geçmiş dönemlerde ‘ilahi aşk’ın meylerinden olan şarap günümüz aşklarının da meyi.

ŞARAP NASIL YAPILIR?

Bağlardan toplanan üzümler, ezilir sonra üzümde doğal olarak bulunan maya şeker ile birleşir ve aşamalı olarak bu şekeri tüketerek alkole dönüşür. Maya aynı zamanda havada buharlaşan karbondioksiti üretir. Mayanın işlemi tamamlandığında üzüm suyu şaraba dönüşür. Üzüm şarabı kırmızı, beyaz veya rose (pembe) olur. Bunun yanı sıra köpüklü şaraplar da üretiliyor.

Ayrıca, şaraplar içindeki şeker miktarına göre de sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırmaya göre; sek, dömi-sek, yarı-tatlı ve tatlı olmak üzere dört ana grup vardır. Üzümden imal edilmeyen şaraplara meyve şarabı adı verilir. Her meyveden şarap üretilebilir. Arpa gibi nişasta içeren bitkilerden yapılan içecekler şarap sınıfına girmez.

Cabernet Sauvignon, Merlot, Pinot Noir, Shiraz, Zinfandel, Nebbiolo, Sangiovese, Tempranillo, Aglianico, Gamay, Grenache ve Barbera başlıca kırmızı üzüm türlerinden üretilen şarap sınıflandırmalarıdır. Chardonnay, Riesling, Sauvignon Blanc, Pinot Gris/Pinot Grigio, Gewürtztraminer, Chenin Blanc, Muscat, Pinot Blanc, Sémillon, Trebbiano ve Viogner ise başlıca beyaz üzüm türlerinden üretilen şaraplardır.

SICAK ŞARAP NASIL YAPILIR?

Şarabın sıcak hali ise, dondurucu kış gecelerinin iç ısıtan alternatiflerinden… Çoğumuzun şarapevi ya da kafelerde içtiği sıcak şarap evde de kolayca hazırlanabilir. Şarabı aromatize etmek istediğiniz meyve dilimleri ve tarçın, karanfil gibi baharatlarla bir tencerede birlikte ısıtarak güzel bir lezzete ulaşabilirsiniz. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta karışım kaynamadan ateşten alınmalı. Şarabınıza elma, portakal, limon, nar gibi meyvelerle aroma kazandırabilirsiniz. Hazırladığınız şarabı süzerek afiyetle tüketebilirsiniz…

TARİHTE ŞARAP: İLAHİ AŞKIN YOLU

Hristiyanlıkta Kudas Ayininde hiçbir katkı maddesi eklenmeden kullanılan şarap; Anadolu ve Ortadoğu’da ise tasavvufta yerini aldı. Şarap, Mevlevilik ve Bektaşilik’te bade, mey, dem, dolu gibi çelitli isimlerle anılıyordu. Tasavvufta ilahi aşkın sarhoşluğu, şarap sarhoşluğuna benzetiliyordu.

SANATTA ŞARAP: GÜL RENGİ ŞARAP İÇİLMEZ Mİ BÖYLE GÜNDE?

Kırmızı rengi dolayısıyla sevgilinin dudağı, âşığın kanlı göz yaşıdır şarap. Kadehi andıran biçimiyle lale, kırmızı rengiyle gül de şaraptır ve tekkelerde saki adındaki şarap dağıtıcı aslında ‘tanrının rahmeti’ni dağıtır. Tasavvufta daha çok sembol olarak kullanılan şarap, divan şiirinde maddi bir anlama bürünür.

Mevlana bir rubaisinde şaraptan şu şekilde söz eder;
“…sen ki canısın cihanın / seninçin canı da cihanı da kaybettim / sen ki dünyanın mehtabı / ki ben yerimi göğümü şaşırdım / bana şarap sunma ey yar / ağzıma uzat kadehi / bana içir / sarhoşum ki senden öyle / ağzımı yüzümü şaşırdım…”

‘Ene’l-hak’ (Tanrı benim) diyen Hallac-ı Mansur’un öğrencilerinden Seyit Nesimi ise ünlü şiirinde “Sofular haram demişler bu aşkın şarabına / Ben doldurur, ben içerim günah benim kime ne?” der.

Şarap denilince edebiyatın akla gelen ilk ismi ise Ömer Hayyam’dır kuşkusuz. 11. yüzyılda, dönemin ünlü Selçuklu veziri Nizamül-Mülk ve İsmaili Şeyhi Hasan Sabbah ile aynı medresede eğitim gören Hayyam, şarapla hem dönemin muhafazakar fikirlerine göndermeler yapar; hem de aşkını dile getirir.
“Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde: / Senden ayığız bu sarhoş halimizde. / Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı: / İnsaf be sultanım, kötülük hangimizde?”

“Kendi içmez, içeni kınamaya bayılır, / Yüzünden aldatmaca, sahtekarlık yayılır. / Şarap içmiyor diye kasılıp gezer ama: / Yedikleri yanında şarap meze sayılır.”

Şaraba modern edebiyatta da çokça atıfta bulunuldu. Mesela, sinema ve tiyatro oyuncusu, senarist ve yönetmen kimliğiyle tanınan İhsan Yüce’nin en bilinen şiiri de yine şarap ve aşk üzerineydi:
“Ekmek şarap sen ve ben / Bir de sabahın dördü… / dışarda kar / odamız ılık / gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe / anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir oğlanla yattığını / aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını…”

Attila İlhan’ın ‘An gelir’ şiirinde ise şöyle hayat buldu şarap:
“…şarabın gazabından kork / çünkü fena kırmızıdır / kan tutar / tutan ölür / sokaklar kuşatılmış / karakollar taranır / yağmurda bir militan ölür…”

Edebiyatta olduğu gibi şarabın büyüleyiciliği müzikte de kendini gösteriyor. Ömer Hayyam’ın rubailerinden birini düzenleyen Mehmet Güreli “Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?” diye soruyor…

Kaynak:https://www.evrensel.net/haber/300015/sarap-askin-meyi

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Paylaş

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*