Osmanlı Sarayı’nda Bilinmeyen Bir Aşk Hikâyesi

Osmanlı Sarayı’nda Bilinmeyen Bir Aşk Hikâyesi

Evli oldukları halde yedi sene ayrı yastıklarda uyudular, ama sarayın ruhu bile duymadı.
Osmanlı Sarayı’nda gizemli bir evliliğin hüküm sürdüğünden hanım sultanların bile haberi yoktu. Küçük bir fısıltının bile kulaktan kulağa yayıldığı sarayda İsmihan Kaya Sultan ile Melek Ahmet Paşa evlendiler, ama yedi yıl ayrı yaşadılar. Kimsenin ruhu bile duymadı. İşin ilginci eşler birbirlerine beş yıl sonra âşık oldular.
Ahmet Paşa, İsmihan Kaya Sultan’ın ilk görüşte âşık olduğu adam değildi. Onun beş yıllık kocasıydı, ama evliliklerinden bu yana bir yastığa hiç mi hiç baş koymamışlardı. Onların yaşadıkları muamma dolu, hüzünle biten bir aşk hikâyesiydi.
Aşk belki her yerde aşktı, ama bir taraf Hanım Sultan, diğer taraf Paşa olunca başka türlü yaşanıyordu.

Siyaseten Evlilik
17. yüzyıl Osmanlısı’nda geçen zarif olduğu kadar gizemli bir aşk hikâyesinin başkahramanlarından olan İsmihan Kaya Sultan, Sultan Ahmet ve Mahpeyker Kösem Sultan’ın torunu, IV. Murat’ın kızıydı. Melek Ahmet Paşa ise Devlet-i Ali’nin sadrazamlığına kadar yükselmiş değerli bir devlet adamıydı.
“Alınyazınla sulh ederek, ezelde kabul ettiğine razı gelip kaderini sev…” diyerek her zaman kaderine razı gelmiş zarif, ince ruhlu bir hünkâr kızıydı İsmihan Kaya Sultan. IV. Murat’ın harem halkınca pek sevilen güzeller güzeli kızı İsmihan Kaya, Sultan İbrahim tarafından, devlet kademelerinde pek çok önemli görevde bulunmuş Melek Ahmet Paşa’yla siyaseten evlendirilmişti. Melek Ahmet Paşa, henüz çocuk yaştayken Sultan Ahmet’in sevgisini kazanmış, Melek adını da Hünkâr’dan almış Enderun’un en zeki talebelerinden biriydi.
İsmihan Kaya Sultan, düğün gecesi, babası yaşında Melek Ahmet Paşa’yı görünce ürkmüş ve Paşa’yı huzurunda istememişti. Melek Ahmet Paşa da aslında mutlu olacağı bir yuva kurmak isterken, hanedanlığa damat olmaktan memnun değildi.
Düğün gecesini müteakip 7 yıl boyunca elleri zevcesinin ellerine değmedi ve birbirlerinden ayrı yaşadılar. O sıralar Devlet-i Ali, dış ve iç sorunlarla meşgulken bir taraftan da padişahlara naibelik etmiş Mahpeyker Kösem Sultan ile yeni Hünkâr IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan arasında kıyasıya bir rekabet vardı. Bu gaileler arasında kimse Kaya Sultan’la Melek Ahmet Paşa’nın birbirinden ayrı yaşadığını fark etmemişti.
Zaten Melek Ahmet Paşa sıklıkla tayin olunduğu vilayetlerde ikamet ediyordu. İsmihan Kaya Sultan ise usul gereği hanım sultan olduğu için İstanbul’dan dışarı çıkamıyordu.

 

Beşinci Yılda İlk Görüşte Aşk
Ayrı yaşadılar, görüşmediler, ama bu evliliğin mukadderatında gecikmeli de olsa aşk yazılmıştı. Evliliklerinin beşinci yılında büyük İstanbul depreminin ardından Melek Ahmet Paşa zevcesine Topkapı Sarayı çıkışında tesadüf ederek âşık oldu ve sevdanın gizemli aleviyle yanmaya başladı. İsmihan Kaya Sultan da depremin ardından çıkan yangınla hasar gören Süleymaniye Camii’nin tamiratını büyükannesi Mahpeyker Kösem Sultan’ın isteğiyle takip ettiği sıra Melek Ahmet Paşa’yı görüp sevdalandı.
Zaten birbirleriyle evli oldukları için kavuşmalarında bir sorun yok diye düşünülebilir, ama yine de bir sorun vardı. Her ikisi de aşklarının karşılıklı olduğundan habersiz acı çekiyorlardı. İsmihan Kaya Sultan düğün gecesi reddettiği Ahmet Paşa’yı Süleymaniye’de gördüğünde “Hakikaten Ahmet Paşa çok hoş bir adamdı. Yaşından daha genç görünüyordu, heybetliydi, yiğitti. O kısacık anın ardından ikimiz de iradesizce bakışlarımızı birbirimizden kaçırdık. Lakin hafızamda kazınan cemalini izlemeye devam ediyordum. Nasıl böyle aniden tesir etmişti derunuma bilemedim fakat yüreğimden peydahlanan sıcaklık bir hissin bedenime yayılarak ruhumu ısıttığını hissediyordum.” diyecekti.

Rüyalarla Gelen Hazin Son
Nihayet yedinci senenin sonunda Mahpeyker Kösem Sultan bir divan toplantısının ardından Melek Ahmet Paşa’yı sorguya çekti. Maksadı pek sevdiği torunu Kaya Sultan’ın çocuğu olmamasının nedenini öğrenmekti. Valide Sultan’ın celalinden ürken Melek Ahmet Paşa gerçeği söyleyince Mahpeyker Kösem Sultan emretti ve birbirine sevdalı, evli çift aynı çatı altında yaşamaya başladı.
Ancak üstün devlet hizmetlerinin ardından sadrazamlığa tayin olunan Melek Ahmet Paşa kalyon vakası dolayısıyla başarısız bulunarak, Osmanlı’nın gerilemeye başladığı o senelerde gerektiği gibi idare edemediği için azlolunmuştu. Paşa İstanbul’dan uzaklaştırılınca iki sevdalı arasına yine mesafeler girdi.
Öte yandan gönlü temiz Kaya Sultan’a ilham olunan rüyalar, bu sırlı rüyaları iyiye yorumlayan Evliya Çelebi, Melek Ahmet Paşa ve diğerlerinin aksine hüzünlü bir sona işaret ediyordu. Kaya Sultan rüyasını “Dedem Ahmet Han beni elimden tutmuş cennette gezdiriyordu. Aynı rüyayı dün gece yine gördüm. Yeni Sultan Mustafa, dedeme benim için muradına erip gelsin dedi ve dedem ellerini yüzüme sürdüğünde kan içinde kaldım” diyerek anlatıyordu. Paşa bu rüyaların hayra işaret olmadığını başından beri hissetmişti. Lakin Van Valiliği sırasında birinci çocuklarını erken doğum nedeniyle kaybetmişlerdi. Melek Ahmet Paşa başlarına gelenlerin iktidarda olduğu dönemde yaptığı yanlışların bedeli olarak görüyordu. Bir daha acı yaşamamak için günahlarının kefareti olsun diye neyi var neyi yoksa hayır karşılığında mezada, açık artırmaya çıkarmıştı. Fakat İsmihan Kaya Sultan ikinci doğumunda rüyasının gerçek aynasına yansımasıyla öbür âleme göç ediverdi. Bu değişik aşk hikâyesi ise uzun süre tarihin tozlu rafları arasında kaldı.

Aşklarını taze tutan ayrı kalarak hasret çekmeleriydi
Aşklarını taze tutan, Paşa’nın vazifesi dolayısıyla genellikle birbirinden ayrı kalarak hasret çekmeleriydi ya da hanedan mensubu olarak siyaseten evlendirilen Hanım Sultan İsmihan Kaya’nın yine siyaseten Melek Ahmet Paşa’nın zevceliğinden alınarak bir başkasıyla nikâh edilme ihtimaline dair korkuydu. Nedeni her ne olursa olsun evli çift birbirlerini derin bir muhabbet ve sadakatle severler.
Nitekim Melek Ahmet Paşa’nın sevdasına şaşan Köprülü Mehmet Paşa, bir meşk meclisini, evde kendisini bekleyen karısının hasretiyle terk eden Melek Ahmet Paşa’ya laf dokundurur: “Azizim bunca senelik izdivaca rağmen hangi kişi sizin gibi zevcesini bu kadar özler de gece uzunken böyle nadir bulunan bir meclisten erkenden müsaade ister?”
Yine Sadrazam Köprülü, İsmihan Kaya Sultan vefat ettiğinde kalabalığa aldırmayarak tabuta kapanıp kanlı gözyaşlarıyla haykıran Paşa’yı ayıplayarak “Bir hatun için bu kadar ağlanır mı? Elem çekme, sana bir hanım daha veririm, ahdim olsun”der. Bu lakırdıyı eşine hakaret sayan Melek Ahmet Paşa’nın o an “Ahdine yetişme!” diye ilenmesi ise hakikat olur. Nitekim Melek Ahmet Paşa Erdel seferindeyken onu gıyabında bir başka hanım sultan olan, Fatma Sultan’la evlendiren Köprülü’nün mecburi nikâhın öncesinde vefat etmesi ne kadar manidardır.

 

Avni Alanyalı

Kaynak:http://gezginmimar-merze.blogspot.se/2016/12/osmanl-saraynda-bilinmeyen-bir-ask.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.