İki yanaşma

Bir keçi ile bir eşek, bir kapıda ortak yanaşma hayatı sürüyorlarmış. Keçi, eşeğe daha iyi bakıyorlar, ona daha çok yem veriyorlar diye kıskanır dururmuş eşeği. Bir gün eşeğe oyun oynamaya karar vermiş, kulağını bükmüş, demiş ki :

– ’’ Nedir bu senin çektiğin ? Her yere, her işe seni koşuyorlar. Yük taşırsın, değirmeni döndürürsün. Şöyle rahat bir gün mü gördün insanoğlunun elinden ? Aklını başına devşir artık. Ne yap biliyor musun ? Bir uçurumun kenarından geçerken at kendini aşağı, yaralanmış gibi rol yap. Artık bu hastalandı diye yutarlar. Sen de işten güçten kurtulur, başını dinlersin. ’’

Eşeğin de aklı yatmış buna. Keçinin dediğini tutmuş uçurumdan atmış kendini. Atmış ya, yara bere içinde kalmış her yanı, perişan olmuş. Sahibi bir baytara götürmüş onu, göstermiş. Baytar :

– ’’ İyileşmesi için bir keçi ciğeri bulup kaynat güzelce, suyunu içir.

Başka ilacı yok … ’’ demiş.

Sahibi de hemen keçiyi kesmiş, ciğerini kaynatmış, eşeğe içirmiş. Bu şekilde eşek iyileşip tekrar çalışmaya başlamış. Ama eşek hakkında kötülük düşünen keçi ise bunun cezasını hayatı ile ödemiş.

’’ Etme kötüyü , bulursun kötüyü … derler ya , gerçektir.

Kötülük eden de , kötülük düşünen de sonunda kötülük bulur .

’’ Kazma kuyuyu kazarlar kuyunu ’’ hesabı .

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.