Bir dilin bütün
sözcüklerini kullansam seni tarif edemeyecegimi
biliyorum. Ulaşılmaz oldun hep dokunmak
hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni
kocaman bir yalnızlıktı payımıza düşen. Payıma
düşen her şeyi erteledim.Ama erteleyemedigim bir
sey vardı sana benziyordu. Su olsan dokunduğumda
bozulurdun bozulmayan bir şeydin; gidilecek bir
yer olsan sonu olurdu sonu olmayan bir şeydin;
uykuda görülecek bir rüya olsan uyanırdım beni
rüyandan uyandırmayacak bir şeydin. O gün seni
gözlerinden üç ırmağın birleştiği yerden öpeyim
desem aklıma ırmaklar gelir. Düşün ki bir dağdan
aşağı iniyoruz ve dünyada iki kişilik türkü
kalmış onu söylüyoruz öyle bir şeysin. Seni
düşündükce yoruluyorum desem dünyanın en büyük
yalanı olur. Yalanım yok bugünden yarına ne
kaldı bilmem ama sen kalırsın tıpkı yatağı
olmayan ırmak gibi. Bana her zaman kendimi
hatırlatan bir şeysin sen Gecenin en karanlık
yerinde küçüçük bir ısık bile olsan yinede
istiyorum seni. Bugün her ölümle biraz daha
olurken seni düşündükce yeniden hayata
dönüyorum. Gelincikler gibi bir mevsim degil
dört mevsim köşe bucak. Kim ne derse desin
dönmeye niyetim yok. Bir kentin ortasında tek
basıma kalsamda çığlık çığlığa bağırarak
söylerim seni sevdigimi. Bir tek benim sevgimle
yasasada bu sevda seviyorum seni. Sensiz
dallarını yitirmiş bir ağaç gibi yapayalnız
olurum kalabalığın ortasında bile. Fırtınalı bir
denizin en sakın limanı gibi bir şeysin SEN.
O limandaki tek yolcuda BEN.....