İyilik
kavramıyla vefa kavramı yan yana durur. İyilik
yapan,başka
birisine dar anında yardımcı olan her kişi ister istemez
karşıdan "vefa" bekler.
Bu nedenle "iyilik yap denize at" deyişi kullanılır.
Karşılık beklenmiyor gibi davranılsa da her iyiliğin bir
şekilde geri döneceği düşünülür.
Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt
ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları
bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi
koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla
tarlasına girmektedir.
Kurt adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar: "Ey insan
ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak
nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra
yakalayıp öldürecekler."
Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı
açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını
bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç
dakika sonra da avcılara rastlar.
Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini
sorarlar, köylü"görmedim" der ve avcılar uzaklaşır.
Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra
köylü sırtındaki torbayı indirir, ağzını açar, kurdu
dışarı salar.
"Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük bir iyilik
yaptın"
"Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere
yürümeye başlar.
"Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandır bu
avcılardan
kaçıyorum,çok bitkin düştüm, açım, kuvettimi toplamam
için bir şeyler yemem lazım
ve burada senden başka yiyecek bir şey yok."
Köylü şaşırır: "Olur mu, ben senin hayatını kurtardım."
"Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk
unutulan bir şey yoktur" der kurt. "Ben de kendi çıkarım
için senin iyiliğini unutmak ve
seni yemek zorundayım."Bir süre tartıştıktan sonra,
ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç
kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar
verirler.Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar. "Ne
vefası" der kısrak, "Ben sahibime yıllarca hizmet ettim,
arabasını çektim, taylar doğurdum,gezdirdim. Ve yaşlanıp
bir işe yaramadığımda beni böylece kapıya kovdu..."Bir
sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar.
"Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim" der
köpek, "Yıllardır sadakatle
hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara
saldırırım,ama o beni
her gün tekmeler, sopayla vurur..."
Kurt köylüye döner, "İşte gördün" der. Köylü de son bir
çabayla "Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım,
sonra beni ye" diye cevap verir.Bu kez karşılarına bir
tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını
anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun
oynayacağı için keyiflenir. "Her şeyi anladım da" der
tilki "Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?" Kurt bir
şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar: "Gözümle
görmeden inanmam..."İşin sonuna geldiğini düşünen kurt
torbaya girer girmez, tilki köylüye
işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar.
Köylü eline bir taş alır ve "Beni yemeye kalktın ha
nankör yaratık" diyerek torbanın içindeki
kurdu bir süre pataklar. Sonra tilkiye döner "Sana
minettarım beni bu kurttan kurtardın" der.
Tilki de "Benim için bir zevkti" diye cevap verir. O an
köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır, bu kürkü
satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden
elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür.
Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:
"Haklıymışsın kurt,yapılan iyilikten daha çabuk unutulan
bir şey yokmuş..."
Yaptığımız iyiliklerin unutulmaması ve yapılan
iyilikleri unutmamak dileğiyle...