ÇIĞLIK

Oğlum Murat’ın başından geçen bir anı…

On yaşlarında bir çocuk utangaç, sıkılgan bir şekilde yanıma yaklaştı.
“Abi bana biraz yiyecek alır mısınız?” diye sordu.
Bu ramazan gününde sevaptır diye düşündüm. “Hadi alalım!” dedim. Birlikte bakkala girmek istedik ama çocuk durdu.
“Abi şu markete gidelim” dedi.
Gittik o markete. Ben ekmek, simit gibi karnını doyuracak şeyler almasını beklerken o öncelikle ayçiçeği yağı bölümüne gitti. En küçüklerinin (1 litrelik) tek tek fiyatlarına baktıktan sonra en ucuzundan bir tane aldı.
“Sen bunları eve mi götüreceksin?” diye sordum.
“Evet abi, eve götüreceğim” dedi.
“O zaman bir market arabası alalım” dedim ve gittim bir tane araba getirdim.
Geldiğimde çocuk sucuklara bakıyordu.
“Abi bunlar nedir?” diye sordu.
“Sucuk.” Diye yanıtladım.
“Aaaa! Sucuk böyle mi oluyormuş?” diye sordu.
“Al istiyorsan” dedim.
En küçüklerinden bir tane seçti.
“Ama senin seçtiğin çok küçük” dedim. “Eve götüreceksen daha büyük alalım” diyerek büyük bir sucuk seçtim ve arabaya koydum.
“Kardeşime bir de çocuk bezi alalım” dedi ve çocuk bezleri reyonunda bir fiyatlara bir boyutlara baktı durdu.
“Kaç yaşlarında kardeşin?” diye sordum.
“Ona 5 numara lazım ama onlar çok pahalı” dedi ve 2 numaradan alıp arabaya koydu.
“Ama onlar kardeşine küçük gelir!” dedim ve 5 numara ile değiştirdim.
Her uğradığımız reyondan en küçüklerini, en ucuzlarını seçedursun ben daha büyükleriyle değiştirdim. Bu arada ailesi hakkında da konuştuk. 7 yaşlarında bir kız kardeşi ve bir de bebekleri varmış
“Baban ne iş yapıyor?” diye sordum.
“O karton topluyor” dedi.
Belli ki çöplerden karton, mukavva, plastik v.s. toplayıp satıyordu.
Bir hayli alışveriş yaptık ama bir sorun vardı.
“Sen bunları nasıl götüreceksin?” diye sordum.
“Servisle” diye yanıtladı.
Poşetleri marketin önüne sıraladık ama servis yoktu.
“Nerede oturuyorsun?” diye sordum.
“Alemdağ’da” diye yanıtladı.
Buraya bayağı uzaktı. Mutlaka vasıtayla gidilebilirdi.
“Peki, sen burada ne yapıyorsun?” diye sordum.
“Evi geçindiriyorum” diye yanıtladı…
Bir arkadaşımla buluşacaktık zaten. Buraya arabasıyla gelecekti. Telefon ettim, yola çıkmış geliyormuş…
“Tamam çocuk” dedim. Evine götüreceğiz bunları.
Sevindi çocuk…
Bir süre sonra arkadaşım Serkan arabasıyla geldi. Ona durumu anlattım, o da çocuğun yanaklarını okşadıktan sonra 100 lira verdi. Poşetleri arabanın bagajına doldurduk ve çocuğun tarifi üzere yola çıktık.
Poşetleri evin kapısına yığdıktan sonra biz oradan ayrılıyorken evin kapısı açıldı. 7 yaşlarındaki kız kardeşi poşetleri görünce bir çığlık attı…
Sevinç çığlığıydı bu…
Bir çocuğun sevinç çığlığını duymanın yarattığı mutluluğu bilir misiniz?
Bizler onu yaşadık…
Herkese öneririm.

Murat Tozlu
02.08.2014

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.